Giriş ve Kayıt Ol

  Ziyaretçi: 70 Üye: 0 Toplam: 70   ToplamUye: 7083   Son Üye  meadow

 
Sohbet Odalari, Ask, Sesli Siirler, Mirc, Chat Kelebek, Mynet, Hikayeler, Oyunlar: Forums

http://www.idealask.net :: Başlığı Görüntüle - alttakine soru sor
Profil Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun Login Kayıt Ol
Sonraki başlık
Önceki başlık
Yeni Başlık Gönder   Bu başlık kilitlenmiştir, cevap yazamaz ya da mesajları değiştiremezsiniz Forum Oyunları

Yazar Mesaj
Ju_MaN_Ji
Uye
Uye


Kayıt: Aug 12, 2006
Mesajlar: 75

Sitede Degil

MesajTarih: Pzr Ağu 13, 2006 7:08 am Alıntıyla Cevap Ver Back to top





Burada dozajı kaçırmadan alttakine sorular sorun.Neden eğlence olsun diye.Eğlenebilirmiyiz.Deneyelim.

Hey alttaki ; Sİteyi beğendin mi

İLK olduğum için böyle basit sordum ikinci zor olacak

_________________
DurUn NefEs almAyıN!! daHa UcuZ biR YeR bİliyOruM..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Yönetim







Tarih: Prş Ara 10, 2009 15:34 pm, Sitemizi Desteklemek İçin Altaki Reklama Tıklayin. Back to top

Paylaş
ControL
Admin
Admin


Kayıt: Feb 15, 2006
Mesajlar: 1443
Nerden: Sanliurfa
Sitede Degil

MesajTarih: Pzr Ağu 13, 2006 7:18 am Alıntıyla Cevap Ver Back to top

tabiki kendim yaptım begenmem mi Smile

ayni soruyu sorucam cunku ben yaptım bana sorulmamasi lazim Smile

_________________
herkesin bir ustasi vardir, benim ustam bana bisey ögretmedi....
acaba cokmu deger verdim!
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
thedeli
Uye
Uye


Kayıt: Jul 05, 2006
Mesajlar: 79

Sitede Degil

MesajTarih: Pts Ağu 14, 2006 4:41 am Alıntıyla Cevap Ver Back to top

Timam sefdim bu oyunu oynayalım joker haklarımız farmı arkadasıma sormak istiyorum faln fln tmm igrenclesmijem Walla bravo control sana güzel site yapmısın sen bu isten anlıyon menejer arıyosan ben burdaim Smile formülü sırrı vardır eminim Smile

Hey geliyo sorum alttaki Smile

İlk matbaayi kim buldu :S
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Ju_MaN_Ji
Uye
Uye


Kayıt: Aug 12, 2006
Mesajlar: 75

Sitede Degil

MesajTarih: Pts Ağu 14, 2006 5:28 am Alıntıyla Cevap Ver Back to top

1745 yılında ölen İbrahim Müteferrika

alttaki boş boş durma soruma cevap ver


madeni paraya ne ad verilir

_________________
DurUn NefEs almAyıN!! daHa UcuZ biR YeR bİliyOruM..


En son Ju_MaN_Ji tarafından Pts Ağu 14, 2006 5:34 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Ju_MaN_Ji
Uye
Uye


Kayıt: Aug 12, 2006
Mesajlar: 75

Sitede Degil

MesajTarih: Pts Ağu 14, 2006 5:29 am Alıntıyla Cevap Ver Back to top

DÖNEM : 22 CİLT : 18 YASAMA YILI : 1







T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ





96 ncı Birleşim

19 . 6 . 2003 Perşembe



I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'ın, bir gazetenin Mardin İlinde yaşandığını iddia ettiği asılsız recm olayıyla ilgili haberlerin halk üzerinde yarattığı olumsuzluğa ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı

2.- Amasya Milletvekili Hamza Albayrak'ın, Atatürk'ün Amasya'ya gelişinin ve "Kutsal İttifak" olarak da bilinen Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

3.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, hükümetin, kamu çalışanlarının maaşlarına yapmak istediği zam oranlarının az oluşunun getireceği sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın (6/248) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/71)

2.- Avrupa-Akdeniz Forumu çerçevesinde oluşturulan çalışma grubu toplantılarına, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen iki milletvekilinden oluşan bir Parlamento heyetinin katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/317)

V.- ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİSİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/610) (S. Sayısı: 180)

2.- Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporları (1/297) (S. Sayısı: 137)

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın, buğday alım fiyatlarının belirlenmesi ve açıklanmasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/521)

2.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, yumurta ve somon balığı üretiminde bir maddenin kullanılıp kullanılmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/527)

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Arıkan'ın, Kahramanmaraş Gümrük Müdürlüğünün bitkisel ürün ithal kapıları listesine alınıp alınmayacağına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/551)

4.- Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün, elma üreticilerinin desteklenmesine ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/552)

5.- Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün, Karaman'da bir üniversite kurulup kurulmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/566)

6.- Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın, bazı yükseköğretim mezunlarının atama sorunlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/612)

7.- Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın, SARS hastalığına karşı alınan tedbirlere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/617)

8.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, Ege Bölgesindeki orman yangınlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı (7/645)

9.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın, balıkçıların bazı sorunlarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/657)

10.- Denizli Milletvekili Mehmet Neşşar'ın, Denizli'de 19 Mayıs gösterilerinde yer alan bir okula ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/668)

11.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Konya Tarım İl Müdürlüğündeki tayinlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/672)

12.- Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, Edirne'nin Enez İlçesindeki sınır kapısının tekrar açılıp açılmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un cevabı (7/674)

13.- Balıkesir Milletvekili Orhan Sür'ün, AKP Genel Başkanı hakkında verilen beraat kararının Hazine avukatlarınca temyiz edilip edilmediğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı (7/685)

14.- Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu'nun, kura çektirilmeyen doktorların atamalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/692)



I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ



TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak dört oturum yaptı.

Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan, ECO ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunca Bişkek'te düzenlenen "AIDS ve Gençlik" konulu panel ile AIDS hastalığındaki son gelişmelere,

Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe, Afyon İlinin ekonomik ve sosyal sorunlarına,

Çankırı Milletvekili Hikmet Özdemir, Çankırı İlinin ve Çankırı Silah Sanayii ve Ticaret A.Ş.'nin sorunlarına,

Ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılması amacıyla kurulan (10/8, 4Cool esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerini yaptığına ilişkin tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının:

1 inci sırasında bulunan (6/197) esas numaralı soruya Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım,

11 inci " " (6/213),

15 inci " " (6/224),

16 ncı " " (6/225),

Esas numaralı sorulara Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler,

Cevap verdi;

(6/197), (6/213), (6/224) esas numaralı sorularda, soru sahipleri karşı görüşlerini açıkladılar.

2 nci sırasında bulunan (6/198),

3 üncü " " (6/202),

4 üncü " " (6/203),

5 inci " " (6/206),

6 ncı " " (6/207),

7 nci " " (6/208),

8 inci " " (6/210),

9 uncu " " (6/211),

10 uncu " " (6/212),

12 nci " " (6/214),

13 üncü " " (6/215),

14 üncü " " (6/222),

Esas numaralı sorular üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından yazılı soruya çevrildi; (6/198), (6/208), (6/210), (6/212), (6/214), (6/215) esas numaralı soru sahipleri de görüşlerini açıkladılar.

Gündemin, "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının (1/324) (S. Sayısı: 54), görüşmelerini müteakiben yapılan oylamadan sonra, kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı: 152) görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından, ertelendi.

Grup başkanvekillerinin bundan sonraki işler için hazır olmadıklarını beyan etmeleri üzerine, 19 Haziran 2003 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 18.06'da son verildi.



Sadık Yakut

Başkanvekili



Enver Yılmaz Türkân Miçooğulları

Ordu İzmir

Kâtip Üye Kâtip Üye



No. : 134

II. - GELEN KÂĞITLAR

19 . 6 . 2003 PERŞEMBE



Tasarılar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Örgütlü Suçlar, Terörizm ve Diğer Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/612) (İçişleri ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.6.2003)

2.- Elektronik İmza Kanunu Tasarısı (1/613) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Sanayi Ticaret, Enerji ve Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.6.2003)

3.- Kuzey Atlantik Antlaşmasına Romanya'nın Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/614) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

4.- Kuzey Atlantik Antlaşmasına Bulgaristan Cumhuriyetinin Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/615) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

5.- Kuzey Atlantik Antlaşmasına Slovenya Cumhuriyetinin Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/616) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

6.- Kuzey Atlantik Antlaşmasına Letonya Cumhuriyetinin Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/617) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

7.- Kuzey Atlantik Antlaşmasına Litvanya Cumhuriyetinin Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/618) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

8.- Kuzey Atlantik Antlaşmasına Slovak Cumhuriyetinin Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/619) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

9.- Kuzey Atlantik Antlaşmasına Estonya Cumhuriyetinin Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/620) (Millî Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

10.- Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/621) (Anayasa ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.6.2003)

11.- 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Diyanet İşleri Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/622) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

12.- Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/623) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.6.2003)

Teklifler

1.- Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut'un; İş ve Sigorta Barışı Kanunu Teklifi (2/147) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.5.2003)

2.- Mersin Milletvekili Ali Oksal'ın; 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/148) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2003)

3.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesine Dair İçtüzük Teklifi (2/149) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.6.2003)

Rapor

1.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/610) (S. Sayısı: 180) (Dağıtma tarihi: 19.6.2003) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergesi

1.- Kars Milletvekili Selami Yiğit'in, Kars TELEKOM abonelerinin borçlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/586) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.6.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, bir emniyet personelinin terfii ile ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/799) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.6.2003)

2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, özelleştirme nedeniyle işsiz kalan işçilere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali Şahin) yazılı soru önergesi (7/800) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.6.2003)

3.- Antalya Milletvekili Osman Özcan'ın, medya sahiplerinin ilgili kuruluşlarca denetlenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/801) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.6.2003)

4.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, hızlı tren projesi kapsamına Antalya hattının alınmamasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/802) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.6.2003)



BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

19 Haziran 2003 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER : Enver YILMAZ (Ordu), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 96 ncı Birleşimini açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen sayın milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini; buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, teknik personel aracılığıyla, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır. Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir; hükümetin cevap süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, basında çıkan, Mardin İlinde yaşanan recm olayları iddiasına ilişkin söz isteyen, Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'a aittir.

Buyurun Sayın Doğan. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'ın, bir gazetenin Mardin İlinde yaşandığını iddia ettiği asılsız recm olayıyla ilgili haberlerin halk üzerinde yarattığı olumsuzluğa ilişkin gündemdışı konuşması ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı

MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Haziran 2003 tarihinde, Cumhuriyet Gazetesinin Dergi Pazar ekinde "Kadınların Şemse Günlüğü ve Recm Günü Yaşananlar" başlığıyla yurt genelinde yayımlanan haber, seçim bölgem olan Mardin yöresindeki halkımın sosyal yaşantısıyla ilgili olarak, her yörede olduğu gibi, meydana gelen bir adlî vaka, Helal Açil ve Şemse Allak'ın öldürülme olayı ve onun evveliyatı olan ırza geçme hadisesi, gazetede çarpıtılarak, sanki Mardin yöresinde recm uygulaması yapılıyor gibi, doğru olmayan ve gerçekle bağdaşmayan bir haber olarak verilmiştir. Mardin'in hoşgörü anlayışı zedelenmiş olup, Mardinli hemşerilerimin hoşgörüsü hakkında yanlış intibalar yaratılmıştır. Bu nedenle, gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi ve televizyonlarının başında bulunan saygıdeğer vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Şunu açıkyüreklilikle ve onurla ifade ediyorum ki, seçim bölgem olan Mardin, ülkemizde, sosyal yaşantıda ön saflarda yer almakta, kültürüyle, insan yapısıyla ülkemizde ve bölgemizde lokomotif görevi yapacak niteliktedir. UNESCO, Mardin'in bu özelliğini tespit ederek, dünyaya yayımlamıştır.

İnanç ve kültür şehri olan Mardin İlimizde, töre yasaları değil, Türkiye Cumhuriyeti yasaları uygulanmaktadır. Cumhuriyet Gazetesinde işlenen konu, ferdî bir olaydır; tüm yöreye mal edilmesi yanlıştır ve Mardin'in töre yasalarıyla yönetildiği, evlilikdışı ilişkilerin recmle cezalandırıldığı, namus adına katledilenlerin genellikle bilinmeyen bir yere gömüldüğü, mezartaşının siyaha boyandığı, namusu temizlenen evin damına beyaz bayrak asıldığı, daha sonra duvarlarının beyaz kireçle boyandığı iddiaları gerçekdışıdır.

Ülkemizde köklü kültür ve bilgi üreten, gönlümüzde ayrı bir yeri olan Cumhuriyet Gazetesinin yetkililerinin, haber neşretme konusunda daha dikkatli, daha duyarlı olmalarını temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tür olayların bir daha yaşanmaması için, 59 uncu hükümetimizin, bölgemizde eğitimin önemini gözönüne alarak, yeni öğretim yılında, en azından, bölgemize ait öğretmen tayinlerinde hassasiyet göstermesi çok önemlidir.

Terörden yıllarca mustarip olan bölgemizin birçok köyündeki, eğitim yuvası olan okulların ve sağlık ocaklarımızın onarılması ve kapalı bulunan sağlık ocaklarının acil olarak hizmete açılması gerekmektedir.

Branş öğretmeni ve sınıf öğretmeni ile doktor, ebe ve hemşire açığımız had safhadadır. Bu açığın kapatılmasıyla, köylü vatandaşlarımızın eğitim ve sağlık konusundaki sıkıntıları da giderilecektir.

Özellikle, köylü vatandaşlarımızın ulaşım sorunlarını çözmek için, fizikî şartları çok bozulan köy yollarımızın onarımı ve asfalt yapımı için, Köy Hizmetleri Mardin İl Müdürlüğüne ödenek ve araç -özellikle kamyon- gönderilmesini rica ediyorum.

Günümüzde elektriğin ulaştığı bölgede, sonuçta, medenî toplumların sahip olduğu hizmetlerden dolayı sağlık ve eğitime de ulaşılmaktadır. Elektrik olmayan köylerimizde, vatandaş, doğal hakkı olan çamaşır makinesi, buzdolabı ve televizyon kullanamamaktadır. Bence duble yollardan önce, ülkemizin ücra köşelerine elektrik, yol ve su aci biber surerim diline :)ürerek insanca yaşam koşullarını sağladığımız takdirde, bölgede, yer yer de olsa, görülen cehaleti ortadan kaldırmış oluruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğan.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Dolayısıyla, Yüce Önder Atatürk'ün hedeflerinden birinin cehaletle mücadele olduğunu, Yüce Heyetiniz huzurunda tekrarlamak istiyorum.

Yedi ay yaşam mücadelesi veren Şemse Allak'ın yaşaması için Diyarbakır'da hizmet veren kadın merkezi (KA-MER) yöneticilerine, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Diyarbakır Devlet Hastanesi yetkililerine, gösterdikleri ilgi ve yardımlarından dolayı, Mardin halkı adına teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yalnız, ekonomik özgürlüğü olmayan veya aileiçi şiddete maruz kalan kadınlarımızın kendilerini güven ve huzur içinde hissedecekleri sığınma evleri, doğu ve güneydoğu bölgelerimizdeki tüm şehirlerde yaygınlaştırılmalıdır. Böylelikle, kadınlarımız, meslek kurslarıyla, kalifiye eleman olacak, ekonomik ve fikrî özgürlüğe kavuşmuş olacaktır.

KA-MER'in bölgemizde yaptırdığı araştırma raporuna göre, kadınlarımızın yüzde 55'i okuma yazma bilmemektedir. Ayrıca, kadınlarımızın yüzde 15'inin resmî nikâhı bulunmadığı tespit edilmiştir. Bölge kadınlarımızın makûs talihinin bir kader olmadığını göstermeliyiz.

Bu arada, belediyelerle ilgili, izin verirseniz, bir şey söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Mardin'de, AKP dışındaki tüm belediye başkanlarımız mustariptir; yardım alamıyorlar, parasızlıktan hizmet veremiyorlar. Diğer belediyelerle aynı şekilde yardım yapılmasını diliyorum.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda büyük bir uğultu var. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 68 inci maddesini okuyorum: "Başkan, görüşmeler sırasında gürültü veya kavga çıkar ve bu nedenle çalışma düzenini kuramazsa, kürsüde ayağa kalkarak, toplantıya ara vereceğini ihtar etmek suretiyle gerekli gayreti gösterir; buna rağmen, gürültü ve kavga devam ederse oturuma en çok bir saat ara verir."

Sayın milletvekillerinin, sayın bakanlarımızla görüşmelerini kulislerde yapmalarını, dolayısıyla, Genel Kurulun daha sessiz bir şekilde dinlenilmesini Başkanlık rica ediyor.

Şimdi, gündemdışı konuşmaya, Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek tarafından cevap verilecektir.

Konuşma süresi 20 dakikadır.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel bir gazetede çıkan haber üzerine hissiyatını dile getirmeye çalışan çok değerli milletvekili arkadaşımın burada ifade ettiği hususlara, hükümet olarak da, şahsen da katıldığımı ifade etmek isterim.

Bu olay, yaklaşık, altı ay kadar evvel meydana gelmiştir. Buraya gelmeden evvel, gündemdışı konuşmanın söz konusu olduğu anlaşılınca, Mardin Başsavcımızdan bilgi aldım. Bu olay, münferit bir olaydır ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde de zaman zaman, maalesef rastladığımız bir olaydır. Bu olayı bir bölgeye mal ederek ve genelleme yaparak bir sonuca varmak, o bölgenin saygıdeğer insanlarına haksızlık olur, insafsızlık olur. Keşke, bu neviden olaylar olmasa; ama, ne yapalım ki, çok değişik sebeplerden dolayı, ister eğitim yetersizliğinden ister sosyokültürel sebeplerden ister ekonomik yetersizlikten, yetmezlikten ya da insanlık hali, maalesef, bu neviden, hepimizi üzen, hiç tasvip etmediğimiz olaylar meydana geliyor; ama, bunun, sadece o bölgeye mahsus gibi gösterilip, o bölgenin insanlarını töhmet altında bırakmak, onları zan altında bırakmak ve bu neviden suçların sıkça işlendiği bir bölge gibi bir sonuca varmak, bence doğru değildir; evvela, bunu belirtmek istiyorum.

İkincisi, tabiatıyla olayın adlî boyutu var. Söyledim; altı aya yakın bir süre evvel bu olay meydana gelmiş, bunun üzerine de, oradaki başsavcılık olaya vazıyet etmiştir. Şu an burada dile getirilen olayla ilgili soruşturma, ağır cezada yargılama safhasına kadar gelmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla, yargıya intikal eden bir olay olması hasebiyle de, bunun üzerinde burada çok fazla konuşmak da, bence, doğru değildir. Sadece, ben de, bir hissiyat olarak, bir düşünce olarak Sayın Muharrem Doğan'ın burada dile getirdiği hususlara katıldığımı, bölgenin tümünün münferit bir olaydan yola çıkarak zan altında bırakılmasının doğru olmayacağını, oradaki insanlarımızın da, Türkiye'nin her köşesindeki insanlar gibi, son derece saygıya layık, saygıdeğer insanlar olduğunu burada bilvesile ifade etmek istedim.

Hepinize teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı ikinci söz, Atatürk'ün Amasya'ya gelişi ve Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümü nedeniyle söz isteyen Amasya Milletvekili Hamza Albayrak'a aittir.

Buyurun Sayın Albayrak. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

2.- Amasya Milletvekili Hamza Albayrak'ın, Atatürk'ün Amasya'ya gelişinin ve "Kutsal İttifak" olarak da bilinen Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması

HAMZA ALBAYRAK (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, televizyonlarının başında bizleri izleyen aziz milletimiz; "Kutsal İttifak" olarak da bilinen Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümü dolayısıyla gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi, şahsım ve tüm Amasyalılar adına en kalbî duygularla selamlıyorum.

12 Haziran 2003 günü, Amasyamızı şereflendiren başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Meclis Başkanımız olmak üzere, tüm katılımcılara ve emeği geçenlere içtenlikle teşekkür ediyor; hepsini, ayrı ayrı, katkılarından dolayı kutluyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşunun ilk adımı Amasya'da bu tamimle atılmıştır. Amasya Tamimi, siyasî ve hukukî yönden büyük önem taşıyan tarihî bir belgedir. Bu tamimle, millî mücadele fikri artık bir fikir olmaktan çıkmış, bir eyleme dönüşmüştür. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'da başlayan millî mücadelenin hedefini ve yöntemini belirlemiştir. Tamim, bir bağımsızlık bildirisidir. Bu tamimle, istiklal meşalesi yakılmıştır. Tamim, 23 Nisanın müjdecisi, cumhuriyetin doğum belgesidir. Çatısı altında bulunduğumuz Yüce Mecliste yer alan "Hakimiyet bilâ kaydü şart milletindir" ifadesinin ilk tescilidir.

Değerli milletvekilleri, şahsî egemenliğin reddedildiği, millet iradesinin ve sivil inisiyatifin temel alındığı yerdir Amasya. Kurtuluşun, yeniden dirilmenin, bağımsızlığın girizgâhıdır Amasya. Mustafa Kemal Paşa, 12 Haziran 1919'da, Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi'nin davetiyle, Amasya'da coşkulu bir kalabalıkla birlikte Cülüs Tepe'den Amasya'ya girer. Amasya Müftüsü Tevfik Efendi'nin, Amasya girişinde karşıladığı Mustafa Kemal Paşa'ya "bütün Amasya emrinizdedir; gazanız mübarek olsun. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Himmetiniz payidar olsun" sözleriyle verdiği destek ve moralle, millî mücadele hareketinin, ilk yazılı tamimle dünyaya ilanıdır.

Mustafa Kemal Paşa, Amasyalılara yaptığı konuşmada "padişah ve hükümet, itilaf devletlerinin elinde esir bir vaziyettedir. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete çare bulmak için, sizlerle işbirliği yapmaya geldim. Hep beraber, aziz vatanımızı ve istikbalimizi kurtarmak için çalışmalıyız" demiştir.

Amasyalılar "buna hep beraber yemin edelim" diyerek, Anadolu insanının millî hâkimiyet ve millî istiklale dayanan millî mücadelesini başlatmıştır. Emekli Müftü Abdurrahman Kâmil Efendi, ramazan ayının mübarek günü olan cumada, Atatürk'ün talimatıyla yapmış olduğu vaazında, Beyazıt Camiinde "Yegâne çare-i halâs, halkımızın doğrudan doğruya hâkimiyetini eline alması ve iradesini kullanmasıdır" deyip, millî mücadelenin kenetlendiği yerin Amasya olduğunun altını çizmiştir.

Atatürk, bizzat kendisinin kaleme aldığı Amasya Tamimiyle "milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" diyerek, Anadolu'da kalma, sine-i millete dönme kararını almıştır. 22 Haziran 1919'da tüm dünyaya bunu ilan etmiştir, millet egemenliğini dile getirmiştir, vatanımızın uğradığı haksız işgallere ve haksızlıklara karşı Türk Milletinin duygularına tercüman olmuştur.

Tamimde "vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir" şeklinde, ilk ifade, yer almaktadır. Millet ve memleket meselelerine sahip çıkacak bir millî heyetin kurulması söz konusu edilmekte, millî birlik ve beraberlik içerisinde, millete dayanan bir mücadeleyle başarıya ulaşılacağının mesajı verilmektedir. Millet gerçeğine dayanarak, altüst olan düzenin yerine, yeni bir düzeni öngörmektedir. İstiklal, bu yeni düzenin parolası, millî iradeye dayanan millî hâkimiyet ilkesi de gücüdür.

Kısaca, Amasya Tamimi, Türk tarihinde hukukî ve siyasî önemiyle yeni bir Türk Devletinin kuruluşunu hazırlayan bir temel vesika olması bakımından özel bir değer ifade etmektedir. Amasya Tamimi, ayağa kalkmanın, kendine dönmenin onurunu taşımaktadır. Amasya ve Amasyalılar da, buna ev sahipliği yapmanın ve gönlünü, inancını ortaya koymanın gururunu taşımaktadır.

Tarihin tapusu, bilim ve sanatın kapısı, istiklal ve kurtuluşun eşiği, kültür ve uygarlıkların beşiği Amasya, Osmanlıya arka bahçe, cumhuriyete öncülük yapmış; Amasyalı, devamlı, devlet kuranların, devleti ayakta tutmak isteyenlerin yanında yer almıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Albayrak.

HAMZA ALBAYRAK (Devamla) - 7 500 yıllık tarihiyle eğitim, kültür, doğa ve termal turizme öncülük eden ve Anadolu'ya Oxford olmuş Amasyamız, 1998 yılında cumhuriyetimizin 75 inci yıldönümü münasebetiyle kendisine vaat edilen üniversitesini bu Yüce Meclisten beklemektedir. Hiç şüphesiz ki, bu Yüce Meclis, Amasya'ya hak etmiş olduğu, gecikmeli de olsa, üniversitesini en kısa sürede verecektir.

Amasya Tamiminin 84 üncü Yıldönümünü kutlar; ilginize ve Amasya'ya olan katkınıza şimdiden teşekkür eder; hepinize saygılar sunarım efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Albayrak.

Gündemdışı üçüncü söz, memur maaşlarıyla ilgili söz isteyen, Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'e aittir.

Buyurun Sayın Pekel. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

3.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, hükümetin, kamu çalışanlarının maaşlarına yapmak istediği zam oranlarının az oluşunun getireceği sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

SEDAT PEKEL (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu çalışanlarının maaş zamlarıyla ilgili sorunlarına dikkati çekmek üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sosyal ve ekonomik eşitsizliğin sürekli arttığını, memurun, işçinin, emeklinin, dul ve yetimlerin, ne yazık ki, enflasyon karşısında acımasızca ezildiğini üzülerek görüyoruz. Çalışanları, emeklileri ezen bu düzenle mücadele etmek, hepimiz için kaçınılmaz bir görevdir.

Sayın milletvekilleri, memurlarımızın ücretlerine temmuz ayında yapılacak zam ile kamu işçilerinin toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin hâlâ sürdüğü, hükümet yetkililerince kamuoyuna açıklanmıştır. Memur maaşlarına bu yılın ocak ayında yansıtılan yüzde 5 zam sonrası, hükümet, nisan ayı içinde de zam sözü vermiş; ancak, geçen süre içinde çalışanlarımızın bu beklentileri maalesef boşa çıkmıştır. Temmuz ayında yapılacağı söylenilen ve henüz görüşmelerinin sürdüğü açıklanan zam oranının ise yüzde 5 ile yüzde 7 arasında olduğu belirtilmektedir. Yapılacak zam oranının belirsizliği bir yana, konuşulan zam oranının düşüklüğü kamu emekçileri tarafından tepkiyle karşılanmaktadır. Ülkemizin önemli bir çoğunluğunu ilgilendiren bu konunun geciktirilmeden ve en gerçekçi rakamlarla kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. Bununla birlikte, kamu işçileri ile hükümet arasında devam eden ücret artışıyla ilgili görüşmelerden reel bir rakamın çıkacağını ümit etmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, memurlarımızın aldığı ücret, enflasyon karşısında sürekli erimektedir. Bununla ilgili olarak bazı rakamlara dikkat çekmek istiyorum. Maliye Bakanlığı kamu görevlilerinin aylıklarının hesaplanmasında kullanılan verilere göre 1998 yılında memur maaşları yüzde 20 oranında erimiştir. Bu oran, 1999'da 14,2; 2000'de 18,2; 2001'de 13,8 ve 2002'de de 17,9 olarak tespit edilmiştir. Yılın ilk altı ayı bitmek üzereyken, enflasyonun, yüzde 15 olacağı da kesinleşmiştir. Bu durumda, memur maaşlarında, bu ay sonu itibariyle yüzde 10 oranında erime gerçekleşmiş olacaktır. Yılın ilk yarısı için verilmesi gereken zam oranı yüzde 15'ken, memurlara net yüzde 5 verilmiş, hükümet, kamu emekçilerimize, refah payı hariç, yüzde 10 borçlu kalmıştır. Bu rakamlar ışığında, sosyal ve ekonomik eşitsizliğin sürekli arttığını görmemek imkânsızdır.

Sayın milletvekilleri, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, yaşamlarının son günlerini rahat ve huzur içerisinde geçirmek isteyen emeklilerimizin, bununla birlikte dul ve yetimlerimizin de, gelir dağılımı bakımından haksızlığa uğrayan bir kesim olduğu açıktır. Aldıkları aylıklarla, yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veren işçi ve memur emeklilerimiz, dul ve yetimlerimiz yoksulluk sınırından kurtulmayı, gelir dağılımındaki adaletsizliğin düzeltilmesini ve gelirlerinin bir an önce insanca yaşanabilir seviyeye çıkarılmasını beklemektedirler.

Değerli milletvekilleri, emeklilerimizi yakından ilgilendiren önemli bir başka noktaya dikkat çekmek istiyorum. Sosyal devlet ve eşitlik ilkesine esas olarak, Emekli Sandığı ve SSK emeklileri arasında, bağlanan aylıklar bakımından bir farkın olmaması gerekirken, yıllardır eşitlik ilkesi çiğnenerek, çıkarılan kanunlarla eşitsizlikler ve haksızlıklar artmış, aylıklarda, olmaması gereken farklılıklar oluşmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Pekel.

SEDAT PEKEL (Devamla) - Çalışma süreleri, prim ödeme gün sayıları, ödenen prim ve vergiler bakımından ortak özellik taşıyan işçi ve memurlara farklı sistemlerin uygulanması, farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Bunun en somut örneği, aylık bağlama oranlarında görülmektedir.

4447 sayılı Kanunla, aylık bağlama oranlarında hak kaybı getiren değişiklikler yapılmış, Emekli Sandığı kapsamında yirmi yıl prim ödemiş bir hak sahibine yüzde 70 oranında aylık bağlanırken, aynı süre prim ödemiş SSK emeklisine yüzde 55 oranında aylık bağlanmıştır. 2000 yılı öncesi dönemde, en az aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanunla yüzde 35'e çekilmiş; Emekli Sandığı Kanununda ise, yüzde 70'lik bağlama oranında değişiklik yapılmamıştır. Bu bakımdan, SSK emeklileri için de aylık bağlama oranı yüzde 70'e çekilmeli ve bu şekilde eşitlik sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, emeklilerimiz arasında, ekonomik ve sosyal bakımdan dikkat çeken eşitsizliklerin diğerlerini ise şu başlıklar altında toplayabiliriz:

Aylık hesaplanmasında, Emekli Sandığı kapsamında olanların en son kazançları dikkate alınırken, SSK'lılar bakımından, çalışılan sürelerdeki ortalama yıllık kazanç esas alınarak aylıklar hesaplanmaktadır.

506 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerde, sosyal güvenlik haklarında temel normlar, genel ölçüler ve yaşam koşulları dikkate alınmamıştır.

Sosyal güvenlik kuruluşları arasında norm ve standart birliği sağlayacak değişiklikler yapılmamış; farklılıklar nedeniyle emekliler, kendi içlerinde küstürülmüşlerdir.

SSK'da, aylıkların artışı, aylık tüketici fiyatlarına endekslenmiş; Emekli Sandığında ise, gösterge ve katsayı sistemine göre artışlar yapılmaktadır.

Emekli Sandığında, çalışanların haklarına paralel olarak emekli aylıklarında artışlar yapılırken, SSK'da ise aylık TÜFE ile artışlar öngörülmüştür.

Ayrıca, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine seyyanen yapılan 75 000 000 ve 100 000 000 liralık zamdan sonra 58 inci hükümetin Başbakanı Sayın Abdullah Gül tarafından TÜFE artışının da devam edeceği sözü verilmesine rağmen, bu artışların yapılmaması, SSK ve Bağ-Kur emeklilerini gerçekten zor durumda bırakmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEDAT PEKEL (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sosyal ve ekonomik eşitsizliğin önüne geçmek, memurumuzu, işçimizi, emeklimizi, dul ve yetimlerimizi enflasyon karşısında mağdur etmemek, hepimiz için kaçınılmaz görevdir.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pekel.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın (6/248) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/71)

18.3.2003

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(6/248) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Nail Kamacı

Antalya

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

2.- Avrupa-Akdeniz Forumu çerçevesinde oluşturulan çalışma grubu toplantılarına, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen iki milletvekilinden oluşan bir Parlamento heyetinin katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/317)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Avrupa-Akdeniz Forumu çerçevesinde oluşturulan çalışma grubu toplantılarına Türkiye Büyük Millet Meclisinden, iki milletvekilinden oluşan bir Parlamento heyeti davet edilmektedir.

Buna göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca bir parlamenter heyetin anılan toplantıya katılması hususu Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

İsmail Alptekin

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı Vekili

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun, İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım ve istem halinde ikişer üyeye, lehte ve aleyhte, 10'ar dakika söz vereceğim.

Öneriyi okutuyorum:

V. - ÖNERİLER

A) SİYASÎ PARTİ GRUBU ÖNERİLERİ

1.- Genel Kurulun çalışma saatleri ile gündemindeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 19.6.2003 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantıda, siyasî parti grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Haluk İpek

AK Parti Grubu Başkanvekili

Öneri:

Genel Kurulun 19.6.2003 Perşembe günkü (bugün) Birleşiminde, daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılan 180 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 1 inci sırasına, bu kısmın 16 ncı sırasında yer alan 146 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü sırasına, 1 inci sırasında yer alan 152 sıra sayılı kanun tasarısının ise 4 üncü sırasına alınması ve gündemin 3 üncü sırasına kadar olan işlerin görüşmelerinin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılması, görüşmelerin saat 24.00'e kadar tamamlanamaması halinde saat 24.00'ten sonra da çalışmalara devam edilmesinin Genel Kurulun onayına sunulması önerilmiştir.

BAŞKAN - Söz talebi?..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclis gündemiyle ilgili önerisi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, salı günü, yine, burada, bir Danışma Kurulu önerisini oybirliğiyle kabul ettik; çünkü, Danışma Kurulunda, Adalet ve Kalkınma Partisinin grup başkanvekilleriyle, Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkanvekilleri gündem konusunda bir mutabakat sağlamışlardı. O mutabakat çerçevesinde de çalışmalarımızı yürütürken, bugün, farklı bir durumla karşı karşıya kaldık. O farklılık nereden kaynaklandı diye baktığımızda, "Avrupa Birliğiyle uyum yasası" dediğimiz bazı kanunlarda değişiklik yapan bir yasa tasarısının öncelikle görüşülmesi talebi olduğunu gördük.

Şimdi, öyle zannediyorum ki, böylesine günübirlik bir çalışma yönteminin uygulanmasından, Adalet ve Kalkınma Partisinin grup başkanvekilleri ve siz değerli milletvekilleri de şikâyetçisiniz.

Şimdi, öne alınması istenen bu Avrupa Birliğiyle uyum yasa tasarısının çok önceleri hazırlandığını -hatta Sayın Adalet Bakanı, lütfedip, bizim grubumuza göndermişlerdi- biliyoruz. Bu taslak, nedense, hükümette uzunca bir süre bekledikten sonra, çok küçük bir iki değişiklikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi, aceleyle Adalet Komisyonundan geçirildi ve yine, 48 saat beklemeden gündeme alınması istendi.

Baştan beri, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bütün sözcülerimizin ağzından ve Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal'ın ağzından ifade ettik ki, esas itibariyle, biz, Avrupa Birliğine uyum paketi olarak nitelendirilen tasarıyı destekliyoruz. Burada bir sorunumuz yok; ama, hükümetin, görevini zamanında yapmayıp, Meclise, konuyu yeteri kadar düşünme, inceleme, araştırma fırsatı vermemiş olmasından, doğrusu, son derece üzüntü duyuyorum. Bu konuda, o kadar çok çeşitli demeçler dinledik ki, alt alta yazıp okusam, bir roman olur. Sayın Başbakan, birkaç kez "biz, bu uyum yasasının Mecliste enine boyuna tartışılmasına fırsat verecek şekilde davranacağız, Meclisi sıkboğaz etmeyeceğiz" dediler ve biz, gündemi -daha önce- salı günü belirledikten sonra da, Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül'ün bir demeci yayımlandı; dedi ki: "Bu hafta uyum paketi Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkacak."

Değerli arkadaşlarım, geçmişteki tartışmaları hatırlarsınız. Onbeş günde 15 yasa diye, IMF'nin istekleri doğrultusunda bir dayatma gündeme geldiğinde, o zamanki Mecliste çok fazla tepki gösterilmişti. Bu tepkiyi gösteren gruplardan biri de, o zamanki Adalet ve Kalkınma Partisiydi. Bizim itirazımız, uyum yasalarına değil; bizim itirazımız, Meclisi biraz yok sayma, Meclisi bir noter gibi kullanma alışkanlığınadır. Hükümeti, bu noktada, gerçekten, dikkatli olmaya çağırıyorum. Böylesine önemli bir konuyu, uzunca bir süre hükümetin gündeminde tuttuktan sonra, ilgili komisyonda iki saat görüştüreceksiniz ve daha önemlisi, bu tasarının mutlaka ve mutlaka Anayasa Komisyonunda da görüşülmesi gerekirken, Anayasa Komisyonunda görüşülmesine fırsat vermeyeceksiniz ve daha yeni kurmuş olduğumuz Avrupa Birliğiyle uyumla ilgili komisyondan geçirmeyeceksiniz ve Genel Kurulun önüne getireceksiniz. Nasıl olsa, muhalefetin de buna itirazı yok, öyleyse ne gerek var bütün bunlara diyebilirsiniz; ama, biz, bir görev yapıyoruz. Burada her milletvekilinin görüşünün bir önemi, bir ağırlığı var. Zaten, bu uyum yasalarını çıkarmakla, Mecliste kabul edilmekle bir şey olmuyor ki. Türkiye, hâlâ, kitapların yakıldığı bir ülke. Geçen gün, yine basından izlemişsinizdir; Marquis de Sade'ın, klasikleşmiş, artık üniversitelerde bile okutulan bir kitabı, mahkeme kararıyla yakıldı. Biz, böyle, yüz yıl önce yazılmış, klasikleşmiş bir kitabı bile yakan ülke konumunu, manzarasını sergilediğimiz sürece, burada istediğiniz kadar kanun çıkarınız, ne kendinizi özgürlükçü bir ülke, demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla uygulayan bir ülke şeklinde gösterebilirsiniz ne de Avrupa Birliğine kabul, üyelik yönünde önemli bir adım atmış olursunuz.

Yine, işkencecilerle ilgili sorunlar aynen devam ediyor. İşkence yapan polisler, bir türlü, gelip mahkemede ifade vermiyorlar. Böylesi bir manzarayla -biz, burada, oybirliğiyle her gün kanun çıkaralım- inanmanızı isterim ki, bir adım atamayız değerli arkadaşlarım.

Tabiî, hükümet yeni kuruldu denilebilir; ama, bu hükümetimiz yedi aydır işbaşındadır. Artık, buradan çıkan kanunların, özellikle demokrasiyi daha yaygınlaştıran, özgürlükleri daha etkinleştiren kanunların mutlaka hayata geçirilmesi lazım. Bunun sağlanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değil, hükümetin sorumluluğundadır. Artık, Türkiye'de, işkence kesinlikle gündemden çıkmalıdır değerli arkadaşlarım; yani, Türkiye, işkenceyle anılan bir ülke konumundan kesinlikle çıkarılmalıdır. Artık, Türkiye, yazdığı için, çizdiği için, düşündüğü için, insanların hapse atıldığı bir ülke konumundan çıkarılmalıdır. Artık, Türkiye'de kitaplar yakılmamalıdır, düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü suç olmaktan çıkarılmalıdır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu dileklerimize bir adım olur diye, bu uyum yasalarını sonuna kadar destekliyoruz; ama, bu yasaların eksiksiz bir şekilde uygulanması görevini hükümete verirken, bunun da takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.

Ayrıca, bu, sadece Cumhuriyet Halk Partisinin, sadece muhalefetin, sadece bazı sivil toplum örgütlerinin, sadece insan hakları ihlalleriyle mücadele, insan haklarını korumaya çalışan örgütlerin sorunu değil, birinci derecede de iktidar partisinin sorunudur. Bu konularda dikkatli olmak, hassas olmak, her türlü duyarlılığı göstermek boynumuzun borcudur, üzerimize düşen bir görevdir ve yine, hükümetimizin, çoğunluk partimizin, bu Meclisi saygın bir hale getirebilmek için, hiç olmazsa, 48 saat geçmeden kanun tasarılarının görüşülmediği, 48 saat geçmeden komisyonlarda kanun tasarı ve tekliflerinin ele alınmadığı; yani, milletvekillerinin de, halkın temsilcileri olarak, böylesine önemli konularda fikirlerinin olabileceği, onların da görüş ifade edebileceği, onların da düşüncelerini hayata geçirmek isteyeceği nedeniyle hassasiyet göstermesini bekliyorum. Eğer, içimizden çıkmış olan hükümet ve içimizde olan çoğunluk partisi, milletvekillerinin bu doğal hakkına saygı göstermezse, kamuoyundan saygıyı bekleyemeyiz. O nedenle, biz, Danışma Kurulunda, bugün gündeme gelen konularla ilgili muhalefet ettik; ama, biraz sonra görüşeceğimiz konuda bazı ufak tefek değişiklik önergelerimiz dışında, Avrupa Birliğine uyum paketini özü itibariyle destekliyoruz ve diliyoruz ki, şu paketleri 6, 7, 8, 9 gibi, sıralamaktan, numaralandırmaktan vazgeçelim, ne yapacaksak birden yapalım, ikmale kalmış çocuklar gibi durmadan sınava giren insanlar olmaktan kurtulalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - Hükümet, ne getirecekse, dilerdik ki, bununla birlikte, Altıncı Uyum Paketinin içinde hepsini getirsin, burada gece gündüz konuşalım, noktalayalım ve bundan sonra da, hep birlikte, uygulamayı takip edelim; ama, ne yazık ki, altıncısı bitmeden yedincisini, yedincisi bitmeden sekizincisini konuşan bir ülke haline geldik. Biz, bundan büyük üzüntü duyuyoruz. İçeriğindeki ilgili konularda fazla farklılığımız yok; ama, bunun, zamanında gündeme gelmeyişinden, olayların yaygınlaşmasından... Doğrusu, bu hafta bu kanun tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşeceğimizi, Dışişleri Bakanımızın televizyon açıklamalarından da öğrenmek istemiyoruz. Biz, bunu, Danışma Kurulunda belirlemek istiyoruz; biz, bunu, önceden bilmek istiyoruz. Sayın Bakanlarımız, Türkiye Büyük Millet Meclisine emir verme alışkanlığından, kesinlikle, vazgeçmelidirler. Bunu dilemek, bu temennide buluşmak sadece Cumhuriyet Halk Partisinin değil, seçilmiş ve buraya gelmiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi üyelerinin de sorumluluğundadır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.

Önerinin aleyhinde olmak üzere, Sayın Oğuz Oyan; buyurun.

OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Danışma Kurulu yeniden toplandı; bu haftanın gündemini belirlemişken, yeni bir gündem maddesi eklendi. Şimdi, bu gündem maddesi, uyum yasası tasarısı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu mesele, haftalardır, belki de iki aydır kamuoyunda tartışılan bir mesele. Haftalardır, iki aydır kamuoyunda tartışılan bir meselenin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde tartışılması için iki günü yeterli göreceksiniz; bir gün komisyon, bir gün Genel Kurul; oldubitti... Bu acelecilik niye değerli arkadaşlarım? Bunun arkasındaki gerekçeler nelerdir? Bize sunulan gerekçe ne; süreci hızlandıralım, yarınki Selanik Zirvesine yetiştirelim.

Değerli arkadaşlarım, Selanik Zirvesi dün ilan edilmedi, bunu dün öğrenmedik. Bu, öteden beri bilinen bir tarih. Şimdi, hükümet, kendi gecikmesinin bedelini yasama organına müdahale ederek mi çıkarıyor?! O zaman, güçler ayrılığı nerede kaldı?! Biz, yasama organı olarak "ey yürütme, ey hükümet, bırak da, biz bunu bir tartışalım" dememeli miyiz?! Bunun, sadece gazete haberleri üzerinden kamuoyunda tartışılması yeter mi?! Biz milletvekilleriyiz, bunu tartışalım, eksiği gediği varsa tamamlayalım. Bu yasama organı bunu yaptı. Buna siz de katıldınız bir kere. Bunu bırakın tamamlayalım, yanlış bir şey varsa söyleyelim; ama, bir tartışalım. Milletvekilleri okusunlar. Daha dün çıktı; bir tek komisyona gidebildi, ikinci komisyon görüşmedi. Bir başka komisyonun, Avrupa Birliği Uyum Komisyonunun görüşmesi gerekiyordu. Biz bu komisyonu niye kurduk?! Bu komisyonun sekreteryası daha çalışmaya başlamamış; anlarım; yani, bütün tasarıları oraya yollamayalım. Sekreteryası şimdilik bunu kaldıramaz; ama, bir tane tasarıyı, çok önemli bir tasarıyı, bir uyum yasası tasarısını da yollamayacaksak neyi yollayacağız Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna?! Başkanı yurt dışındaymış. Başkanın vekili yok mudur; vekili burada. Olmadı, öbür haftabaşında konuşun. Nedir aceleniz?

Değerli arkadaşlarım, bakınız, burada Meclisin itibarı söz konusudur. Hiçbir gerekçe Meclisin itibarından daha önemli olamaz. Meclis, yürütmenin her dediğine "evet" ve bütün İçtüzük kuralları için "evet" dedikçe, kendi itibarını sürekli olarak aşındırmaktadır. Bu, bir erozyondur. Bu erozyona, lütfen, katkıda bulunmayınız. Biz, bunu, değerli grup başkanvekiline de söyledik. Bugün bunun gelmemesi gerekiyordu. Bunun, mutlaka, komisyon sürecini tamamlayarak buraya gelmesi gerekirdi. Üstelik, bakın, üzerinde büyük ölçüde de anlaştığımız bir mesele; ama, burada, bu, sadece biçimsel bir itiraz değil. Burada, yasama organının haklarının gasbına itiraz etmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Türkiye'nin, bu tür zirvelere, oldubittiyle, böyle, birtakım şeyleri hızla yetiştirerek bir avantaj sağlaması söz konusu olamaz. Biz bunu yarına yetiştirdik diye, karşılığında Avrupa Birliği bir adım mı atacak?! Nedir bunu yarına yetiştirmenin gerekçesi? Eğer, bu, Millet Meclisine sunulmuşsa ve Millet Meclisinde iki parti -Anamuhalefet Partisi ve İktidar Partisi- buna büyük ölçüde "evet" demişse, zaten, bunun buraya sunulmuş olması, zirve için yeterli koşuldur; yeterlidir. Bunun ötesine gitmek, Türkiye'nin demokrasisini, tartışılan bir demokrasi, eksikli bir demokrasi... Yani, biz, kendi demokratik rüştümüzü ispat edemedik; sanki, bunu aci biber surerim diline :)ürürsek "tamam, işte, Türkiye demokratikleşiyor" mu denilecek? Nedir mesele?

Bakın, bu ülkeyi Avrupa Birliğine en çok yaklaştıran karar nedir biliyor musunuz; bu ülkeyi Avrupa Birliğine en çok yaklaştıran karar, ne bizim daha önce -aralıkta, ocakta- çıkardığımız uyum paketi ne bu; bizi Avrupa Birliğine yaklaştıran en önemli karar, bu Meclisin, hükümetin getirdiği bir tezkereyi reddettiği gündür. Bu, bizi Avrupa Birliğine en çok yaklaştıran karardır; yani, 1 Mart olayıdır bu Meclisin rüştünü ispat eden. Hükümet, bugün, bunu görebilmelidir. Avrupa Birliğinde Türkiye'nin itibarı, prestiji arttıysa, bu, 1 Mart olayı dolayısıyladır; yani, Meclis, kendi haklarına sahip çıktığı gün bunu kanıtlamıştır ve "ben, olgun bir demokratik ülkeyim, hükümetin her dediğine evet demem" diyebilmiştir.

Burada, hükümet, bu süreci hızlandırmak istiyor. Geliniz "hayır, her şey yerinde; biz bunu tartışalım, bu AB Komisyonuna da gitsin, ondan sonra" diyebilmeliyiz. Benzer şekilde -birazdan gelecek- sanki Doğu Avrupa'nın demokrasiye yeni geçmiş ülkeleri gibi, sanki bir eksikli demokrasi gibi, Hollanda dışında hiçbir Avrupa Birliği ülkesi seçimlerde hükümetdışı kuruluşlardan gözlemci bulundurmayı kabul etmemişken ve bunu Seçim Yasasına geçirmemişken, iş hukuku yasasına geçirmemişken, sadece AGİT zirvesi üzerinden geçirilirken, bugün bunu burada hızlandırmak, bizim Avrupa Birliğine dönük itibarımızı artıran bir şey mi sanıyorsunuz? Bu, birazdan önümüze gelecek.

Değerli arkadaşlarım, biz, kendimizi, on yıllık bir süredir demokrasi oyununa girmiş ülkelerle bir tutan bir düzenlemeyi acaba getirmeli miydik? Türkiye bu duruma düşürülmemeli. Türkiye'nin onurunu korumak, her şeyden önce, hükümetin de, yasama organının da ortak görevidir. Eğer, bir tanesi bunu yeterince korumuyorsa, yasama organının bunu hatırlatmak görevi vardır ve ben sizi, bugün, bu göreve davet ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Oyan.

Önerinin lehinde, Ankara Milletvekili Haluk İpek.

Buyurun Sayın İpek. (AK Parti sıralarından alkışlar)

HALUK İPEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulunda, üzerinde muhalefet partisiyle uzlaşma, oybirliği sağlayamadığımız paketin Genel Kurula taşınması sebebiyle lehinde söz almış bulunuyorum. Salı günü yapmış olduğumuz Danışma Kurulunda, doğru, oybirliğiyle, uzlaşarak Genel Kurulun gündemini hazırladık; ancak, tabiî, hızlı gelişen gündem nedeniyle, daha önceden Aralık 2002 tarihinde Avrupa Birliğine katılım sürecinde vermiş olduğumuz taahhütler nedeniyle, Altıncı Uyum Paketini bugün buraya getirmemiz zarurî oldu.

Paketin içeriği konusunda muhalefetin herhangi bir itirazı söz konusu değil. Bu da sevindirici. Esasen, 48 saat süre geçmeden Genel Kurula taşınması konusuna itiraz ediyorlar. Biz, İktidar Grubu olarak, mümkün olduğunca ve geneli itibariyle 48 saat geçmeden tasarıları Genel Kurula taşımamayı, esas itibariyle, ilke olarak takip ediyoruz ve bu konuda da genelde uzlaşıyoruz; ancak, bilindiği gibi -bugün, toplantıda da söyledik- 20 Haziranda Selanik Zirvesi var. Selanik Zirvesine giden hükümetimizin, bu paketi, yani Altıncı Uyum Paketini çıkarmış olarak gitmesi, orada kendisini çok daha güçlü kılacaktır.

İçeriğine itirazı olmayan muhalefetin, bu konuda da, hızlanma konusunda da bizi anlayışla karşılamasını bekliyoruz; çünkü, Türkiye'nin demokratikleşmesi, ifade hürriyetinin ve temel hak ve hürriyetlerin, yine Avrupa'daki ülkeler gibi yüksek seviyelere ulaşması konusunda, iktidarın da muhalefetin de aynı görüşleri paylaştığı gözükmekte.

Yine, itiraz ettikleri hususlardan birisi şudur: Eğer, hızlı bir şekilde çıkarılması öngörülen bu tasarıları hükümet Meclise dayatırsa, bu, Meclisin itibarını düşürür deniliyor. Bu, oldukça yanlış bir yaklaşım; çünkü, bu Altıncı Uyum Paketinin, yani, demokratikleşmeyi hızlandıracak paketin Meclisten bir an önce çıkması, Meclisin itibarını daha da artıracaktır.

Ayrıca, komisyonlara, yani, Anayasa Komisyonu ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna gitmediği konusunda itiraz var. Meclis Başkanlığımız, tali komisyon olarak Anayasa Komisyonunu belirlemiş. Onunla ilgili de, zannediyorum, görüş gitmemiş; aslî komisyon olarak Adalet Komisyonunda tartışılmış ve geçirilmiş.

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu da henüz çalışmalarını düzgün bir şekilde başlatabilmekle ilgili, gerekli sekreterya ve kurulun toplanmasıyla ilgili tam hazırlığını yapamadığından, sürecin de hızlı olması sebebiyle, bunu getirdik.

Altıncı Paket, arkasından yedinci paket deniliyor. Kendim de hukukçu olduğum için bu hususu da söylemek istiyorum. Hukuk ihdas etmek ve kural koymak, esasen, zamanı dondurmaktır. Dolayısıyla, ihtiyaçlar zamanla hızlı bir şekilde değiştiği için, hukuk kurallarının değişmesi de mümkündür. Yedinci paket de gelebilir. Bundan sonra, biz, kendi değerlendirmelerimizle, başka sekizinci paketlerle demokratikleşmeyi daha da hızlandırabiliriz.

Ben, paketin memleketimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın İpek.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1 inci sıraya alınan, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

VI. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu (1/610) (S. Sayısı: 180) (1)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Komisyon raporu, 180 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Ziya Yergök; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz, 20 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyunda Avrupa Birliği uyum paketi olarak tartışılan Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere, söz almış bulunmaktayım. Öncelikle, konunun geneli ve Avrupa Birliği boyutuna değinmek istiyor ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olması, demokratikleşme, gelişme ve kalkınma yolunda toplumun özlediği büyük bir adımdır. Bugün aday ülkeyiz. Bu adaylık, içinde bulunduğumuz günlerin çok köklü atılımları, esaslı değişim ve dönüşümleri gerektiren bir dönem olduğu anlamına da gelmektedir.

Avrupa Birliği yolunda ülkemizde en önemli değişikliklerin, hukuk alanında olması gerekmektedir. Birliğe tam üyelik için Kopenhag siyasî kriterleri başta olmak üzere, Türkiye'nin, tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerden ve bu sözleşmelerle kurulup tanınmış devletlerüstü otoritelerin karar ve işlemlerinden ilham alarak, mevzuat ve uygulamalarını evrensel ölçüde kabul edilmiş asgarî standartlara uygun biçime getirmesi zorunluluğu vardır. Bugün, altıncısını görüşmekte olduğumuz uyum yasalarıyla da bu gereklerin yerine getirilmesi doğrultusunda bir adım daha atılmış olmaktadır. Yapılan bütün bu düzenlemelere karşın, uygulamada hepimizi rahatsız eden, çağdaş ve evrensel standartlara uymayan durumlarla karşılaşıyor ve üzülüyoruz. Daha dün Hakkâri'de bir tiyatro oyununun engellenmesi, İstanbul'daki kitap yakma kararı, bunlara örnek gösterilebilir. Bu da, mevzuatımızda daha değiştirilmesi gereken pek çok hususun bulunduğunu ortaya koymaktadır; ancak, söz konusu standartlara sadece mevzuat değişikliğiyle ulaşılamayacağı da açıktır. Başta uygulayıcılar olmak üzere tüm yurttaşların çağdaş ve evrensel standartlara ve zihniyete kavuşabilmesi için gerekli ortam ve olanaklar mutlaka sağlanmalıdır. Bunun için yapılacak ilk iş, genel ve meslekiçi eğitime önem vermek, eğitimin seviyesini yükseltmek olmalıdır.

Türkiye, cumhuriyetle birlikte, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı kendisine hedef koymuştur. Cumhuriyet zaten bir çağdaşlık ve uygarlık projesidir. Cumhuriyetle birlikte gerçekleştirilen hukuk devrimi, toplumu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmayı amaçlamıştır. Tüm temel yasalarımız Batı ülkelerinden aynen alınmıştır. Avrupa kültürünün ürünü olan bu yasalar, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hukuk temelini oluşturmuştur. Başta, Büyük Önder Atatürk olmak üzere, devrimin önderleri şunu kesinlikle biliyorlardı ki; Batı kültürü, Batı uygarlığı, tüm insanlığın yüzyıllarca verdiği büyük mücadeleler ve ödedikleri ağır bedellerle oluşmuş ortak değerlerdir; tüm insanlığın üzerinde hak iddia edeceği evrensel değerlerdir. Bu inançla, başta hukuk devrimi olmak üzere, toplumsal yaşam açısından çok önem taşıyan devrimler ardı ardına gerçekleştirilmiştir. 1923 yılında büyük bir inançla ve coşkuyla başlayan ve on yıl içerisinde tamamen kök salarak tüm yurdu kapsayan atılımlar aynı heyecan ve kararlılıkla günümüze kadar sürdürülebilseydi, kuşkusuz, ülkemiz bugün bulunduğu durumdan çok daha ileri bir durumda olurdu.

Yine, 1961 özgürlükçü anayasasıyla kurmayı başardığımız hukuk devleti çatısını 1980 yılında kesintiye uğratmadan koruyabilseydik, anayasa olmaktan çok bir "ana yasak" olan 1982 Anayasasına mahkûm olmasaydık, bugün, Kopenhag siyasî kriterleri diye karşımıza çıkarılan ölçütleri çoktan yakalamış olurduk. Ancak, olan oldu; hiç olmazsa, bundan sonra hata yapmayalım, zaman kaybetmeyelim.

Çağdaş toplum anlayışına yaşamın her alanında işlerlik kazandırmayı amaç edindiğimize göre, uygar ve demokratik bir devlet olmanın tüm gereklerini yerine getirecek köklü, kapsamlı ve hızlı yapısal değişiklik ve düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekmektedir. Aslında, bu anlamda, gerek Anayasamızda gerek yasalarımızda bugüne kadar pek çok düzenleme de yapılmıştır. Görüşmekte olduğumuz tasarıyla yapılmakta olan düzenlemeler de, esas itibariyle, bu amacın gerçekleşmesine katkı sağlayacak düzenlemelerdir.

Değerli milletvekilleri, içinde yer almak istediğimiz Avrupa toplumu, bir demokrasi ve hukuk toplumudur. Biz de, ülkemizde, tüm kurum ve kurallarıyla işleyen eksiksiz bir demokrasiyi yerleştirmeliyiz; insan haklarını, hukukun üstünlüğünü egemen kılmalıyız, üretimi ve refahı artırmalıyız, hakça paylaşımı ve sosyal devleti gerçekleştirmeliyiz. Çağdaş demokrasilerde hukuk devleti, anayasanın açık hükümlerinden önce, hukukun bilinen ve tüm uygar ülkelerin benimseyip uyduğu ilkelere, evrensel hukukun üstün kurallarına, yasaların üzerinde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkelerine bağlı olan devlettir. Hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmek için de buna uygun düzenlemeleri yapmamız kaçınılmazdır. Yüce Meclisimiz de, bu konuda üzerine düşen görevi yapmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı hakkında da bazı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Tasarıyla, bir yandan, Anayasada yapılan değişikliklere uyum sağlanması, diğer yandan, Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesine ilişkin Türkiye Ulusal Programı çerçevesinde alınması gereken tedbirlerle ilgili olarak, çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması amaçlanmaktadır.

Öncelikle, bir yanlış uygulamaya ben de dikkati çekmek istiyorum. Bu tasarı, günlerdir, kamuoyunda, daha çok, basın üzerinden ve basına yansıyan bilgilerle tartışıldı, konuşuldu; gerilimler yaratıldı ve daha dün, Adalet Komisyonunda görüşülüp, kabul edildi; bugün de, İçtüzüğün öngördüğü 48 saatlik süre bile geçmeden, Genel Kurulun önüne getirildi.

Değerli milletvekilleri, Yüce Meclisin aslî görevi, yasama görevidir. Kuşkusuz, kamuoyundaki tartışmalar ve oradan gelen katkılar da değerlidir; fakat, asıl tartışma ve konuşma zemini, Parlamentodur; ancak, sayın milletvekillerinin komisyon raporunu ve tasarıyı incelemelerine olanak sağlanmadan, katkılarına yeteri kadar fırsat tanınmadan, tasarı, Genel Kurula getiriliyor ve yasalaştırılmaya çalışılıyor. Bu, doğru değildir. Bu durum, milletvekilinin bilgi edinme hakkının, yasama çalışmalarına etkin biçimde katılma ve katkıda bulunma hakkının ihlalidir. Bu konuda, gerekli özeni ve duyarlılığı göstermek için, ille Avrupa Birliğinden uyarı ve eleştiri mi almamız gerekiyor?! Lütfen, bu yanlış uygulamadan ve alışkanlıklardan vazgeçelim.

Ayrıca, esas komisyon olarak sadece Adalet Komisyonunda görüşülerek Genel Kurula sevk edilen bu tasarının, ilgisi nedeniyle, Anayasa Komisyonunda da görüşülmesi doğru ve yerinde olurdu. Nitekim, bu durum, Anayasa Komisyonu Başkanı, Adalet Komisyonu Başkanı ve Meclis Başkanı arasında birtakım yazışmalara ve itirazlara da konu olmuştur. Kaldı ki, kısa süre önce, Meclisimizce, Avrupa Birliği Komisyonu oluşturuldu. Bu tasarı, keşke o komisyonda da tartışılıp konuşulmuş olsaydı; bundan zarar değil, yarar gelirdi. Kısaca, bu sürecin işlememesi de yanlış olmuştur.

Değerli milletvekilleri, Altıncı Uyum Paketi sürecinde bir diğer yanlış da, Avrupa Birliğine uyum açısından, Anayasaya uyum açısından gerekli olmayan, talep edilmeyen düzenlemelere pakette yer verilmesi, bununla da gereksiz gerilim ve tartışma yaratılması olmuştur. Başbakanlığa gönderilen ilk metinde, 10 uncu maddenin son fıkrasında, kat mülkiyetine tabi veya müstakil binalarda ihtiyaç olması halinde ibadet yeri açılmasına imkân veren bir düzenleme bulunmaktaydı. Büyük tartışma yaratan, haklı tepki ve itirazlara neden olan ve zaman kaybına yol açan bu düzenlemenin Avrupa Birliğiyle ne ilgisi vardı!.. Avrupa Birliğine uyumla, Kopenhag Kriterleriyle ne alakası vardı!.. Vardıysa, sonradan, tasarı metninden neden çıkarıldı?! Demek ki, yoktu ve gerçekten de yoktu. Bunlar, yanlış yaklaşımlardır. Ben, o günlerde, bu uyum paketiyle ilgili olarak, uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Sayın Hasan Köni'yle birlikte bir televizyon programına katılmıştım. O programda, Sayın Köni'ye "Hocam, Avrupa Birliği apartmanların altında ibadet yeri istiyor mu" diye soruldu. Hoca, aynen "hayır, istemiyor; Avrupa Birliği, apartmanların altında otopark yapılmasını istiyor" diye, çok veciz ve esprili bir yanıt vermişti. Umarım hükümet, bunu, sonraki paketlerde değerlendirir.

Ayrıca, görüşmekte olduğumuz tasarıda, 298 sayılı Kanuna bir madde eklenerek, seçimlerde yabancı gözlemci bulunması ve seçimin tüm aşamalarını izlemeleri hükmü getirilmektedir. Böyle bir düzenlemenin Seçim Kanununa taşınması zorunluluğu bulunmadığı görüşündeyiz. Türkiye, bu konuda, AGİT çerçevesinde bir taahhütte bulunmuş ve bu taahhüt yerine getirilmiştir; 3 Kasım seçimleri, uluslararası heyetler tarafından izlenmiştir. Bosna-Hersek, Ukrayna, Romanya ve Hollanda'nın dışında, hiçbir ülkenin seçim kanununda böyle bir düzenleme yoktur. Ancak, ilgili maddenin gerekçesi de yanıltıcıdır. Gerekçede "İspanya, Fransa ve Almanya'da olduğu gibi" denilmiştir. Halbuki, bu ülkelerin hiçbirinin seçim kanunlarında böyle bir düzenleme bulunmamaktadır.

Avrupa Birliğinin istemediği şeyleri veya istediğinden daha fazlasını yasalarımıza koyarak, daha fazla göze gireriz, ön alırız anlayışı doğru değildir. Bu anlayış, bizi yüceltmez ve bize saygınlık kazandırmaz. Dikkafalılık yapmayalım; ancak, başımızı dik tutmasını da bilelim. Büyük bir devlet olduğumuzu unutmayalım.

Yine, tasarıyla, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde "ayrıca kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde yayın yapılabilir" şeklinde değişiklik yapılmaktadır. Bu konuda gereken düzenleme, esas itibariyle Anayasada da yapılmıştır. İçinde yaşadığımız dünyada, herkesin kendi anadilini konuşma, anadilinde yayın yapma, anadilini öğrenme hakkı, tartışma aci biber surerim diline :)ürmez bir haktır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu sorunun çözülmesi gerektiğini her zaman dile getirdik, konuyla ilgili iyi niyetle yapıcı öneriler ortaya attık. Türkiye, anadil konusunda hiç kimseye engel çıkarma durumunda olamaz. Bütün dünyada kullanılan haklar ülkemizde de rahatlıkla kullanılmalıdır. Burada önemli gördüğümüz, Türkiye'yi oluşturan çeşitli etnik grupların anadillerini öğrenme görevinin bir kamu hizmetine dönüşmemesi ve bunun özel alana bırakılmasıdır.

Değerli milletvekilleri, mevcut tasarıyla Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesinin kaldırılması da isabetli bir düzenlemedir. Terörle Mücadele Yasasının antidemokratik 8 inci maddesine dayanılarak verilen kararlarla mağdur edilenlerin durumları yurt içinde ve yurt dışında yıllarca tartışıldı, konuşuldu. Türkiye, bilim adamlarını, yazarlarını, gazetecilerini, aydınlarını düşüncelerinden ötürü yargılayan ve adî suçların çok üstünde ceza veren ülke konumunda görüldü. 1994 yılında kurulan 50 nci koalisyon hükümetinin protokolünde ve uygulama programında da bu konuya yer verilmesine rağmen, ne yazık ki, Terörle Mücadele Yasasının 8 inci maddesinin kaldırılması bugünlere kalmıştır. Doğru olan, düşünce özgürlüğüne, ancak şiddet kullanılan hallerde bir sınırlama getirilmesidir. Zaten, eğer bir şiddet varsa, ortada düşünce özgürlüğü de yok demektir.

Sayın milletvekilleri, sonuç olarak, insan haklarını, hukuk devletini demokrasiye egemen kılmayı; aynı ulusun bireyleri ve aynı devletin yurttaşları olarak herkesin kimliğine, etnik kökenine, dinî inancına ve anadiline saygılı olmayı; 12 Eylül yönetiminden günümüze yansıyan hukuk anlayışını, antidemokratik kurum ve uygulamaları tasfiye etmeyi; tüm özgürlüklerin, öncelikle, düşünceyi açıklama, yayma ve örgütlenme özgürlükleri önündeki yasal ve idarî engelleri kaldırarak örgütlü sivil toplumun önünü açmayı; Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile Avrupa Sosyal Şartı, Paris Şartı ve Helsinki Nihaî Senedini ve Kopenhag Kriterlerini ülkemiz hukukuna ve uygulamalarına yansıtmayı amaçlayan ve bunlara seçim beyannamelerinde yer veren bir siyasî parti olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, görüşmekte olduğumuz tasarıyı, yukarıda belirttiğimiz düşünce ve çekinceler ile Parti Grubumuz a

_________________
DurUn NefEs almAyıN!! daHa UcuZ biR YeR bİliyOruM..
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
AnqeL
Moderator
Moderator


Kayıt: Jun 13, 2007
Mesajlar: 127
Nerden: iDeaLAsk.Net'ten :)
Sitede Degil

MesajTarih: Cum Hzr 15, 2007 6:19 pm Alıntıyla Cevap Ver Back to top

bu ne ya:S
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
seralin
Super Moderator


Kayıt: Sep 11, 2006
Mesajlar: 1265
Nerden: uzaklardan :)
Sitede Degil

MesajTarih: Cum Hzr 15, 2007 8:02 pm Alıntıyla Cevap Ver Back to top

ben bunu daha yeni gordum ya guzelmis

hey alttaki iskembe corbası sever misin:DSmileSmileSmileSmileSmileSmileSmile:
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Seth
Admin
Admin


Kayıt: Aug 04, 2006
Mesajlar: 1110
Nerden: Şanlıurfa
Sitede Degil

MesajTarih: Pzr Hzr 17, 2007 12:30 am Alıntıyla Cevap Ver Back to top

hı hı severim .. Alttaki soruyorum seralinin işkembesinden bi çorba yapa bilirmisin Şöyle ağız tadıyla içelim Razz
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
ControL
Admin
Admin


Kayıt: Feb 15, 2006
Mesajlar: 1443
Nerden: Sanliurfa
Sitede Degil

MesajTarih: Sal Eyl 18, 2007 9:20 am Alıntıyla Cevap Ver Back to top

Hayirr yapamam Laughing
altaki urfa cigeri yedin mi Razz

_________________
herkesin bir ustasi vardir, benim ustam bana bisey ögretmedi....
acaba cokmu deger verdim!
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
URFALI_
Ideal Uye
Ideal Uye


Kayıt: Aug 15, 2007
Mesajlar: 1640
Nerden: Çıktın Sen Karşıma...
Sitede Degil

MesajTarih: Sal Eyl 18, 2007 5:18 pm Alıntıyla Cevap Ver Back to top

DÜN AKŞAM YEDİKYA Razz
Altaki Urfa biberi yedinmi?

_________________
ÇiRkiNSéM iLgiLeNme UkâLaYsAm YaZMâ, GıcıKSaM KoNuSma BéĞéNmİYoRSaN SırNa$ma ßeNiM OLaN ßana KalıR GeRi KaLan YoL ALıR.!!:
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
ControL
Admin
Admin


Kayıt: Feb 15, 2006
Mesajlar: 1443
Nerden: Sanliurfa
Sitede Degil

MesajTarih: Prş Ekm 18, 2007 1:32 am Alıntıyla Cevap Ver Back to top

çooooooooook saçının teli kadar Smile
altaki viski içtin mi hiç Razz

_________________
herkesin bir ustasi vardir, benim ustam bana bisey ögretmedi....
acaba cokmu deger verdim!
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
URFALI_
Ideal Uye
Ideal Uye


Kayıt: Aug 15, 2007
Mesajlar: 1640
Nerden: Çıktın Sen Karşıma...
Sitede Degil

MesajTarih: Cum Ekm 19, 2007 5:18 pm Alıntıyla Cevap Ver Back to top

Ana bu soru bana geldı ıcmemmı saolsun bı kardeş gonderdı cok guzeldıSmileSmileSmile

_________________
ÇiRkiNSéM iLgiLeNme UkâLaYsAm YaZMâ, GıcıKSaM KoNuSma BéĞéNmİYoRSaN SırNa$ma ßeNiM OLaN ßana KalıR GeRi KaLan YoL ALıR.!!:
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
ControL
Admin
Admin


Kayıt: Feb 15, 2006
Mesajlar: 1443
Nerden: Sanliurfa
Sitede Degil

MesajTarih: Cum Ekm 19, 2007 7:44 pm Alıntıyla Cevap Ver Back to top

viski cok güzeldi herhalde altakine soru sormayi unuttun Razz

_________________
herkesin bir ustasi vardir, benim ustam bana bisey ögretmedi....
acaba cokmu deger verdim!
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
URFALI_
Ideal Uye
Ideal Uye


Kayıt: Aug 15, 2007
Mesajlar: 1640
Nerden: Çıktın Sen Karşıma...
Sitede Degil

MesajTarih: Cum Ekm 19, 2007 8:39 pm Alıntıyla Cevap Ver Back to top

Oluyo bazen unutuyoruz Razz altaki en sevdigin hobin ne?

_________________
ÇiRkiNSéM iLgiLeNme UkâLaYsAm YaZMâ, GıcıKSaM KoNuSma BéĞéNmİYoRSaN SırNa$ma ßeNiM OLaN ßana KalıR GeRi KaLan YoL ALıR.!!:
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Mesajları göster:   

Yeni Başlık Gönder   Bu başlık kilitlenmiştir, cevap yazamaz ya da mesajları değiştiremezsiniz

Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB 2.0.21 © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri : ControL

Bize Ulasin   Siteyi Öner   Site Yardım

Copyright © 2004-2010 iDeaLAsk.Net Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz PHP-Nuke (© 2005) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke  GNU/GPL Lisansi  altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır