Giriş ve Kayıt Ol

  Ziyaretçi: 64 Üye: 0 Toplam: 64   ToplamUye: 7084   Son Üye  4747

 
Sohbet Odalari, Ask, Sesli Siirler, Mirc, Chat Kelebek, Mynet, Hikayeler, Oyunlar: Forums

http://www.idealask.net :: Başlığı Görüntüle - Sebebim oLdun.!
Profil Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun Login Kayıt Ol
Sonraki başlık
Önceki başlık
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder Nefret & Kin

Yazar Mesaj
Emr3
Gereklı Uye
Gereklı Uye


Kayıt: Feb 02, 2007
Mesajlar: 123
Nerden: İstanßuL
Sitede Degil

MesajTarih: Prş Nis 24, 2008 7:07 pm Alıntıyla Cevap Ver Back to top





Nasılki ben kimse duymadan, kimsenin umrunda olmadan gözyaşı döktü isem sende dökeceksin...

belki gözyaşların şatafatlı olacak her zamanki gibi ancak yüreğinde hissedeceksin acıyı ve hüznü...

yastığım ıslanır olmuş,iş arkadaşım ya neden paylaşmıyon diye sitem eder olmuş, annem ne oldu sana der olmuş, sen ise kalbimden yok olmuşun...


Öyle sanıyorum ki
Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için
Benden uzun yaşayacaksın





Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne
Onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin
Küstah bir aşkla seveceğim seni


en özel sandığım o kolyeni artık takmıyorum, saklayacağım ama kullanmayacağım...

baktıkca üzüleceğim...

sonsuzluk ve sensizlik arasında dönüp duracam... hayatın ta içinde kaybolup gideceğim...

sanane olacak tüm cevaplarım...

seni görmemek için başımı öne eğeceğim... sana olan kinimi o usta kalem misali yazılarla değil, böyle basit cümlelerle açıklayacağım...

bu yazıdan ve düşüncelerimden hiç haberin olmayacak...
seni sanalda sevmedim, gerçekte ise nefret ediyorum...



Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke
Hüznümün beni aşan taşkınlığını
Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını
Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak

kararlılığını
Anlayabilseydin
Anlatabilirdim sana

Seninle yaşanan bir aşktan sonra
Ayrılığın ölüm bile olsa
Mavi bir ölüm olacağını


sayfalar dolusu kin kusacağım sana, ölümün benim kurtuluşum olmayacak...

ben kötü birisi değilim bilirsin.. bir başkası bilaf söylese beni bulacak karşında yine... san kini ben kusacağım sadece ben... seni hâla seviyorum demeyeceğim...

bir damla misali girdim deryana, bir deniz oldum çıkıyorum... kişiliğimde oturmadan acımasızlıkları sen dizginlemiştin, şimdi ise prangalar işe yaramıyor...



Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde
Zaman geçtikçe eksilir demiştim oysa
Atalarımın öğrettiklerine de ters düşse de

Sana inanırım bilirsin
Zamanla unutursun demiştin
Niye daha derinleşiyor öyleyse
Derinleşiyor özlemin

Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları
Coşturuyor ayrılık sözlerin
Öfkelerimin kararlılığını
Aşka katık ederek konuşacağım
Bedenim bu dünyayı terkedene kadar


ben köşelerde bir başıma ağlıyor olacağım sen ise bir köpek gibi saldıracaksın yüreğime...

bedenimdeki tenini hisseden her hücreden nefret edeceğim artık... ayrılığı sen istedin üzülmeyi ise ben.. hakkını helal etme çek git...

yaşanmışlar yürekte yara bende...
Kac kısıLıktır dunyası ınsanın ve her bırıne kac sahne vardır bunyesınde ? ne kadar yaLan soyLıyebıLır kendıne her bakısında aynada? ne kadar kandırdığını dusunur karsısındakını ınsan.... ve ne kadar ınandırır kendıne bır baskasını ?

Ne kadar kandırdığını dusunsede kendısı kanıyordur...

AsLında guzeL bır denkLem kuruLmustur ınsan tarafından hayata, yaLanLArLa doLu bır dunyada sadece kendını dusunen egoıst sevgıLerıyLe bırseyLEr eLde etmeye caLısır durur...

ve eLde etmıstırde kendınce, ama nereye kadar surer bu gafLet ? ısık yanıp oda aydınLandığı zaman mum'un ne gereği kaLırkı ? ve daha ne kadar yaLan sondurebıLırsınkı kuLtabLAsında ve daha ne kadar ozLem cekmısLık yapabıLırsınkı ? ısık yanar mum'a bır nefes değer mum soner PIS DUMANI kaLır....

Her ne kadar yaLanLArLa yasamak hos geLsede Insana, Hayatta yapıLan en assağıLık evet en assağıLık sey budur...

O yuzden bır kere bıLe oLsa kendın oL, kımse senı sevmek zorunda değiLki? kımseye kendını sevdırmek zorunda değiLsinki? ama sen yıne koLay oLanı sececeksın adım gibi eminim...

her yaLanında bır omur daha kısaLıcak hayatından....

Çok üşüyorum yine, damarımdakı kanLAr ısıtmaya yetmıyor vucudumu asLında ısınması gereken tek yer vucudum değiL beynım ve buLursan kaLbımıde ısıtman gerek...

KaranLık coktuğunde ıcımde herzamankı urpertı beLırıyor, senın yerını doLdurmaya kımsenın gucu yetmıyecek heraLde, her duyduğum sozde aynı yaLan her sevgı doLu bakısta aynı doLan var oysa sende sevmemıstın benı ama neydı sana bağLayan sey benı ? BıLmıyorum ama yıne eLLerım buz kestı.

Sen bıLırsın benım en cok eLLerım usur yıne tutmaya caLıs eLLerımden oLmazmı ?

Hayır tutma! zaten sen hıcbırzaman tutmadınkı eLımden bu yuzdenkı kımsede buLamadığım seyı sendede buLamadım buLdurtmadında zaten..

GeckaLmısLıkLArdan bahsettın hep evet hep gec kaLdın bana! asLında hakLıydın benı kabuL etmemekte nasıL oLsa ben her aradığında yanındaydım, sen denızde boğuLuyordun can sımıdın ben oLuyordum sen uzuLuyordun yaraLarını ben sarıyordum ve sen hep gıdeceğın gunu hesab edıyordun...

sen hep kendını dusundun hep mutLu oLdun ya da oyLe sandın...

Oysa Ne cok soyLıyecek seyım vardı bağıra bağıra soyLemek ısterdım ama her gece kendıme bağırdım ve sen duymadın!

Sen hıcbırseye deymıyecek bırıydın oysa, ama ben senden neden kopamıyordum? bu soruyu kendıme kac kere sordum haberın varmı ?

ben bana bakan her yuzde 2 dakıkaLık sevınc ve huzun daLgaLArını yasadım yuzume her baktığımda aynı bosLuğu hıssettım...

Sımdı Ustumu Ort Sesını Cıkartmadan Yanımdan uzakLas....
Sana dokunmak bir mucizeydi, seninle olmaksa...

Sana dokunmak bir mucizeydi, seninle olmaksa bir mucizeyle yaşamak..
Gün geceye döndüğünde seninle olmak öyle güzel ki. Bütün bir gece seninle aynı havayı solumak, dinlediğim şarkılarda seni bulmak. Gündüzümde insanlar,mücadele, kavgalar, çirkinlikler var belki ama gecemde sadece sen ve ben… Belkibu yüzden geceyi sevişim. Sadece sana ait gecelerim, tıpkı kalbim gibi...
Dün gece yine uzandı elim telefondaki tuşlara. “Aradığınız numara kullanılmamaktadır” Gülümsedim ve iletilemeyeceğini bile bile defalarca mesaj gönderdim. Her “iletilemedi” raporunda sanki “Buda geçecek. Geçecek değil mi bitanem?” cevabını okudum…
Aradım seni. “Ulaşılmaz” olduğunu bile bile aradım seni. “Ulaşılır” olsaydın keşke. Keşke biraz daha çok gülebilseydik yaşamın bize yaptıklarına. Keşke “Sen”
yine yanımda olabilseydin. Keşke şu iç çekmeler olmasaydı. Acı olmasaydı keşke… Keşke… Keşke… “Keşke” kelimesini bilmese, öğrenmeseydik.
Hayata tek bağımdı aşkın… Gelirdim yanına sokulurdum… Tüm dertlerden ,kederlerden uzaklaşırdım gözbebeklerinde kendimi gördüğümde… Nerden bilebilirdim ki bir gün o gözlerde kaybolacağımı… Umutlarımın, hayallerimin, sevgimin, beklentilerimin, inançlarımın yok olacağını… Nerden bilebilirdim ki; o
seyretmeye doyamadığım gözlerinde ölümün beni beklediğini…
Oysa ben ayrılığı hiç düşünmezdim. Aklıma gelmezdi sensiz sabahlamak. Sen varken fark etmezdim mevsimlerin döndüğünü. Meğer ellerime kar yağabilir, gözlerime bulutlar değebilirmiş. Sen benim mucizemdin. İşte o mucizeye dokunmak, aslında
seni sonsuza dek kaybetmekmiş. Bunu da öğrendim...
Aradım seni bitanem. Ulaşılmaz olduğunu bile bile aradım. Seni henüz özlemiş de değilim, yanlış anlama beni. Ne zaman özlerim bilmiyorum. Hâlâ benimlesin ve
hâlâ gecelerim senin; tıpkı kalbim gibi….
Kendimden kaçtim.

Seni bulmak için, sana varmak için, yüregine bir kez olsun dokunabilmek, gözlerinden bir kez geçebilmek için kaçtim. Bir kez olsun dokunabilseydim yüregine, bir kez olsun gözlerinde kendimi görebilseydim, bir kez olsun ismimi senin sesinle duyabilseydim, ölmeyecektim.

Bu bir büyüydü benim için, sonsuza kadar ve mutlu ya$amami saglayacak o üç elmanin dü$mesiydi. Ya$amimin bir masala dönüsmesiydi. Sense bunlarin benim için ne anlama geldigini hiç bilmedin.

Siradan biri, hayatindan öylesine gelip geçmis biri, sana bir kez bakmis sonra unutmus herhangi biri olmami istedin.

Bense sana bir kez baktim, ve hiç gitmedi yüzün gözlerimin önünden

Ben durup durup seni özlerken, senin hiç haberin olmadi. Sana yazarken, parmak uçlarim kagida degil tenine dokundu, hissetmedin, anlamadin. Nefesini kiskandim, sana nefes kadar yakin olmak için tanriya yalvardim. Sen saçlarina dokunurken ben dokunusunu hissettim saçlarimda, sen bana bakarken, ben eridigimi hissettim. Senin hiç haberin olmadi.


Tüm dileklerimi senin için diledim. Tüm isteklerimi sana göre belirledim. Sen olursan olsun istedim, tüm istediklerim. Anlami olmayacakti. Sensiz gerçeklesecek hiçbir dilegin, bende bir anlami olmayacakti.

Sonra kaçtim kendimden. Sana varmak için tüm yollari denedim. Seninle konusmayi denedim, sana bakmayi denedim, sana dokunmayi denedim. Denedikçe yanildim, yanildikça yandim. Yandikça parçalandim. Sana varamadan, savruldu parçalarim. Gözlerin gözlerime degdikçe, felaketim oldu, agladim *

Yüregimdeki varligini bilmenden çok, yüreginde var olmak istedim. Hayatimdaki anlamini bilmenden çok, hayatinda bir anlamim olsun istedim. Bana bakarken beni gör istedim. Beni bil istedim. Belki bir hayaldi ama, beni sev istedim. Ben savas verirken kendimle, en çok da seninle, senin bunlardan hiç haberin olmadi.


Kim bilir, belki de olsaydi umurunda olmazdi.
Yıkılmaya yüz tutmuş köprülerden geçerdi en ağır sevdalarım, hep içimde yıkılma korkusu, hep göçük altında sessiz çığlıklarım olurdu en sesli sevdalarım. İçimde kopanlar ruhumun iç gıcırtan yalnızlığı değildi, bunca ağırlığı göğüslemiş olmanın yorgunluğu vardı üzerimde.
Sesli sevdalarımın sessiz çığlıkları tırmalar kulaklarımı, can yakar her seferinde külleri uçuşmayan. Geceler örtemiyor içimdeki yangının dışa vuran anlamsızlığını. Hep yüzükoyun sevdalarda buluyorum kendimi, o yüzden sıkıştırıyor göğüs kafesim, sımsıcak ellerine susamış yüreğimi…

………..Darmadağın oluyorum düşlerime daldığında, hiç bir şey oluyorum yanında, yokluğundaysa her şey… Sevgiler büyütüyorum içimde sana, en büyük sevdamdan daha büyük kalıyorsun yanımda, hep biraz daha fazla aşk, hep biraz daha fazla yoğunluk var mayanda.

Ve tutuluyorum ben sana aşkın en koyu kıvamında.

.............Sen bilmezsin! Ya dipteyimdir yada tavan yapar sevgilerim, o yüzden çok ses çıkartır aşklarım, yüksekliği kadar sancılıdır benim sevdalarım, o yüzden paylaşmak acı verir bana; doğan güneşle, saçlarına değen rüzgarla, dudaklarına değen bir fincanla, belki de yalnızlığınla!

………..Kim bilir? anlamsız kuru gürültüler büyütüyorumdur sevdana dair, anlamsız şarkılar besteliyorum, şiirler yazıyorum sana; en büyük / en ateşli sevdama…

……….Hasretler zorluyor yalnızlığımı dayanamıyorum, o yüzden geliyorum bak; üzerimde en süslü sevgilerim var, en can alıcı hasretlerim, sana biriktirdiğim milyonlarca öpücüklerim…

Bekle beni, çok yakınındayım!

uzat elini sol tarafına ve dinle

duydukların

sana koşan ayak seslerim …



..…bilmelisin diye yazdım; en sesli sevdamsın benim
Senin yokluğunda ben sevlerin en güzelinin ne olduğunu bir daha anlıyorum. Sevdik işte ötesi yok... Ne öncesi ne sonrasını düşünmeden sevmenin tadı yüreğimi okşar , huzur bulurken , yokluğunla karamsar sorular beynimi yerken ,gözlerin aklıma geliyor.
Değmez mi ? Bu sözler için ölümün en şiddetlisini yaşamaya değer , ki yaşamanın ne olduğunu unutmuşken anlıyorum. zaten hiç yaşamamışım. Yüreğim inkar ediyor sevmedim bundan önce . Hayalse hayal olsun , bu hisettiğim gerçek.

Ve siz ; Sevmenin ne olduğunu keşfetmiş , belkide basit bir şekilde kaybetmiş ve kaybetmek üzere olanlar. Sevdiğinizin kıymetini ne kadar biliyorsunuz ? Sevilmenin ne kadar mükemmel olduğunu unutanlar... Göğüs kafesinize sıkışan , oraya sığmayan yüreğinize neden bir şans vermiyorsunuz ? İtiraf edin aşk acı çekmek olabilir ama bu acınında güzelliğine aşık olduğunuzu ne kadar hatırlıyorsunuz ? Feryat edeceğinize telefona sarılın , imkanınız varsa yanına gidin '' Seviyorum Be'' deyin . Bu fırsat belki bir daha elinize geçmez. Bu şansa sahip olmayanlar için sıkıca bir daha sarılın. Bu yüreğe sahipsiniz , yüreğinizin sahibinede.

Ve sen sevdiğim , sözüm olsun sana kavuşacağı an için atacak sana verdiğim kalbim , Belki son nefesimi vermek için uzatıldığım yatağımdan sesleneceğim sana son kez.

Derdimiz sarılacak neden olmalı , derdimiz nefsi değildi , hayaller bile yetti ,
Varlığın varlığımın nedeniydi.
SAATIMI GİDİŞİNE AYARLADIM.. SANKI HİÇ GİTMEMİŞSİN GİBİ.. GİDİŞİNDEN SONRA BİR AN BİLE GEÇMEMİŞ GİBİ...

SENSİZ ZAMANLARDA BOŞLUKLARDAYIM.. KAYBOLMUSUM... DÜŞÜYORUM SÜREKLİ

SEN ŞİMDİ TÜM BU SORULARDAN HABERSİZSmile YASAMAKTASIN KABUĞUNDA

GİDİŞİNİ İZLEMEKTE Mİ VARDI ARDINDAN.... HANİ HAYELLERİMİZ...

HANİ DÜŞLERİMİZ... HANİ YASAYACAKLARIMIZ VARDI... HANİ HEP BİZ VARDIK.. VE HEP BİZ OLACAKTIK........

HANİ BAHCELİ KÜÇÜK BİR EVİMİZ OLACAKTI... İÇİNDE 'BİZ' OLDUĞUMUZ

HANİ AŞKIMIZIN EN DEĞERLİ HEDİYESİNİ TADACAKTIR... BEN ANNE SEN BABA OLACAKTIN...

KIM ISITACAK SENİ SOĞUK VE YANLIZ GECELERDE

BİR DAMLASINA BİLE KIYAMADIĞIM GÖZYASLARINI KİM SİLECEK....

KİM GÜLDÜRECEK YÜZÜNÜ.. GÜLÜŞÜNE ÖMRÜNÜ ADA¤¤¤¤¤

SEN ŞİMDİ TÜM BU SORULARDAN HABERSİZSmile YASAMAKTASIN KABUĞUNDA

BEN İSE SANA SORAMADIĞIM SORULAR.... VE KALBİMDE SEVDANLA GİDİYORUM UZAKLARA... BİLMİYORUM YOLUM NEREYE.

BELKİ SONUMA YOLCULUĞUM... BELKİ YENİ UMUTLARA... HER ZAMAN İÇİMDE HİÇ BİTMEYECEK SEVDANLA.... HOŞCAKAL SEVDİĞİM

.....ELVEDA......
''Bakışların gittiğin yerden uzak,
Yoksa gelirdim..
Sensiz anlamsızlığımı anladım, dön v.s. demek için .."


inan gelirdim...eğer üzerime demir kapılar kapatıp gitmeseydin..beni alevlere teslim etmeseydin,bil ki seninleydim..


anlatmak için..anlamayacığını bile bile bir kez daha umut yeşertmek için gelirdim..gelmedim..!


inadını bilirim..hadi yine yap yapacağını..beni derinlere göm...


''Sensiz anlamsızlığımı anladım, dön..!
Bugün burada cumartesi,
Ben senin saçlarını, suçlar bakışlarını,
Geveze susuşlarını bile özledim .."


onca şey..yaptığın onca şeyden sonra seni hala sevebiliyorum...suçlar bakışlarını bile özleyebiliyorum..önemli değil ne dediği gözlerinin..bana baksın yeter..


susuşların..önemli değil ne anlattığı..sesini duyayım yeter..
sen..hala nefes alabiliyor musun..?


sızlamıyor mu için..?duyuyor musun..kendimi sana teslim ettim..arkanı dönme yeter...yoksa gelemiyorum..


"Ayrılık bu söyle sende farklı mı zaman?
Aynı soğuk.. Aynı hazan... "


ve zaman...sensizken geçmiş mi durmuş mu sezmiyorum...
ama bugün..bugün burda cumartesi...


orda da mevsim hazan değil mi..?soğuk buralar..ayaz içim...mevsim hazan...


sahi..senin de nefesin kesilecek gibi oluyor mu birazdan...?


"Bugün orda da Cumartesi mi?
Sen de beni, 'benim kadar' özledin mi?
Aynalardan kaçarken özlenmeyi beklemek,
Ne kadar acı, ne kadar komik..
Ve bana ait değil mi? "


bilmiyorum,bugün orda da cumartesi mi?gittiğin yerde diyorum..dünyanın öbür ucunda...uzakta hani..çok uzakta..sende beni benim kadar özledin mi??heybene aslımı,kendimi koymuştum farketmedin mi??


ben..çok özledim beni..bu acı..komik ve ne kadar da bana ait değil mi...?


hala sevebilmek seni..sırtımdaki bıçaklara rağmen sevebilmek..ne gülünç değil mi..?bilirim..çok iyi bilirim..


ama,
yine de..


"Gülme!
İncinirim.."
Bir iç çekiş,bir içgüdü manyetiğinde birbirini çeken tek kişilik iki dünya. Güneş yılının en acımasız çağında, yıldızları çalınmış, bomboş bir kainatta her anlamı yıldız yüklenen, her anına yıldız iliştirilen ve tüm içeriği; yaşanması zorunlu anıları betimleyen bir hızla birbirine yaklaşan tek kişilik iki dünya....
her şey dönüyordu
yörüngelerinin kesiştiği noktaya.......

En büyük aşkların harabelerinde ıslık çalınabilinen, her ilişkinin hep aynı karasularda yaşandığı ve hep aynı kıyılardan karaya vurduğu yüzyılda, gözlerde ve iç sığınaklarda nicedir zincirlerini kırmak için diş bileyen tüm maneviyatımız elbet bir isyan başlatacaktır. Yüzüyle yüzleşemeyen gözler tarihsel muhbirliğiyle altını çizecektir anlamı boşaltılmış duygu tasvirlerinin.
Çünkü;
Zaten paramparça olmuş yüreğimizin paslanmış yanlarından, yıllardan ve tarihimizden arta kalanları istiflediğimiz, zaman dediğimiz tünel, elbet boşaltacaktır içini günü geldiğinde ve yaşanmış anıları değil, yaşanmamış anıları arayacaktır benliğimiz......
Ve ben şimdi, bu yazının her satır başında arıyorum seni, bir kez daha kelimeler sesi, ses teni çağırıyor ve adressiz mektuplar veriliyor şehrin tüm postahanelerine.........

Geceydi....
Süngülerin düştüğü vakitti...
yağmur yangınlarının alevlendirdiği şaşkınlığımızı
ve yangınlara atmak istediğimiz yanlarımızı
soru işaretleriyle takas ettiğimiz vakitti
büyülerle kuşatılmış
iki kişilik törendi......
ve ben sunaklarına terk ediyordum gizlerimi,
aralanıyordu yüzümü karartan hüzün perdeleri...........

Kendi coğrafyasında kaybolan ütopyalar, kendi akıntısına kapılan akarsular, kendi gölgesinde üşüyen dağlar ve biyografisinin çevirisini yapamayan insanlar ,
incelen mürekkepleri ince gözyaşlarıyla beslenen günceler
zamanın talanını bekleyen,
kendimizi içimize kitleyen bizler....
alışkanlıkları; aşk, hataları; tecrübe diye açıklayan sözlüklerimizi
ağladığımız filmleri, okuduğumuz kitapları ve ortak olduğumuz yaşamları içimize sığdırmaya çalışırken benliğimizi iteleyen bizler
ve evlat edindiğimiz bir çocuk içimizde
çocukluğunu gizler..........

Kelimelerin; sesi, sesin; teni çağırdığı vakitti...
Geceydi.....
Sabaha nöbetçi kılmıştı bizi, dindiremediğimiz güdülerimizin gizlerinde saklanan, o kendini açıklayan ama korkutan, kendimizle bizi yeniden tanıştıran devrik cümleler senfonisi.....
Bir düşte gördüm
Değişecekti bestesi............


“ Artık en sevdiğim insanlarla bile beraber olmaktan mutlu değilim.....hiç kendini kalabalıklar arasında yapayalnız hissettiğin oldu mu?” diye sormuştun konuşmamızın en başında....
ve konuştukça biz, ben giderek kalabalıklaşıyordum çünkü seni de katıyordum içimdeki izdihama....
Yinelendikçe anlamı boşalan eylemler, bir türlü eyleme dönüşemeyen anlamlar med cezirlerinde
salınan yüreklerin, bir zaman sonra sığlığa vurması gibi, en derin uçurumların kıyısında gülebilen yüzlerin de elbet çözümlemeleri olduğunu ikimiz de biliyorduk ve çözülüyorduk birbirimize....
iki ömrü sekiz saate sığdırmaya çalışıyorduk
mutluyduk, telaşlıydık ve biraz da korkuyorduk
çünkü biliyorduk
aynı şiirin dizeleriydik, aynı romanın kahramanları
aynı bulutun yağmurlarıydık, yağıyorduk işte çölleşmiş yanlarımıza
kendi olmanın bedelini ödemeyi sevenlerden ve gülerken ağlayabilenlerdendik
8 saate sığdırabiliyorduk, tarihçilerin 8 çağa sığdıramayacaklarını
çünkü biliyorduk
aynı yerden kanayan iki yaraydık
ince bir kabuk bağlıyorduk.......

Kelimenin sesi, sesin teni çağırdığı vakitti
Bir ayindi....
Aşk değildi, serüven değildi, peki neydi?.... neydi birbirimizi kendimize ayna kılan
kelimeler senfonisi?...
şimdi yokluğunu açıklayabilecek, ciltlenmemiş nota defterlerinin dağınıklığında, hangi notayı çalabilir kalbimdeki telleri çoktandır kopuk keman? Hangi uyağa sığar ki yokluğun?.
Söylesene neydi birbirimize yazdığımız coşkulu kelimeler?...
ret edilmeye hazır, oyunsuz, kimsesiz, bir arka sokak çocuğunun günlüğü mü?
terk edenin sigarasını yakabildiği bir ayrılık mektubu?....
bilmiyorum.....
ama ben de direnirim... kirpiklerim direniyor ya.....
tek kişilik bir senfoni dinliyor şimdi
tek kişilik bir dünya......

Giderek büyüyen bir sızının beslediği ve benliğimizin; parmaklarımıza sızdırdığı kelimelere yüklüyorduk kişiliğimizi. Bir tespih gibi parmaklarımıza dolanıyordu yaşam boyu düştüğümüz pusulardan bizi kurtaracak güdüleri yüklenen kelimeler. Tek kişilik dünyalarımız kelimelerin çekiminde
sürükleniyordu birbirlerine
biliyor musun?.. mutluydum....
kainatan yeni yıldızlar çalmaya hazırlanıyordum.....

Ay ışığının gözlere temasında, gözlerin kirpikleri zorladığı anlarda kim yolunu bulabilir ki zamanın pusulasıyla?.... En köşeye sıkışmış halimizle, beş benzemezle blöf çekerken bize yaşam tarihimizi tekzip etmenin yollarını hangi tarih atlasları tarif edebilir? Ve kaç çağa sığar kanayan yerlerimize alışmamız?... Bizi bekleyen tesadüfleri, çocukluğumuzdan miras edindiğimiz saflığımızı kuşanarak, içeriğimizle örtüşmeyen aitlendirildiğimiz sosyalin ağır çatışmasına direnerek konuk etseydik, neler tekrar yazılırdı biyografimize?...

benim düşündüklerim bunlardı...
ay ışığı temasının güneş ışığıyla takasında
nasıl mutluydum ve bendim
kendimi bırakırken sunaklarında.....


En azından bir gün sonraya erteleyerek kelimelerin sese, sesin tene çağrısını, bir hoşça kal daha ziyan ettik ayrılık koleksiyonumuzdan....ve uyuduk...
Sanki iklimlerce süre gelen uykumuzdan yeni uyanmamış gibi
dağıldık
artık bizi tek başımıza kabullenemeyen yastıklara...
ve yalnızdık
alışamıyorduk bile rüyalara....

Uyandım... yoktun yanımda...
Hiç olmamıştın zaten.. sadece ummuştum.. ve şaşırmıştım sabah mahmurluğunun bile yenemediği
bu tanımsız arzuya.
Kahveyle nikotinin manşetleri eşliğinde, pazar bulmacalarının yalnız çözülme zorluğundan sıyrılıp
bekledim seni....
bir peri arzusuyla tutuşurken gözlerim, nikotin ve alkol kokuyordu daha 3 saat önce içimdekileri sana yetiştirebilmek çabasıyla titreyen parmaklarım..... nabzımı zorlayan saatlerin acısını, şimdi hangi kelimelerime yükleyebilecek kadar acımasız olabilirim ki?...ağır yüküyle batan geminin seyir defteriydi artık tüm yazdıklarımız. O batıktan tek kişi kurtulmuştu ve o ben değildim. Şimdi giderek derine gömülerek, her şeyi hüzünler senfonisine çeviren onca bekleme saatinden sonra oturmuş bunları yazıyorum sana.
Hayatıma bir şekilde girmiş kimseler ya da benim imgelediğim insanlar ve yaşamlar adına yazdığım onca metnin ömrüne bir de bizim sekiz saatimizi ekliyorum. Arka sokak otellerinin duvarlarına yazılan aşklara inandığım kadar sıkı inanıyorum şu an sana yazdıklarıma ama biliyorum, bir şeyler içgüdülerimi öldürüyor içimde
intihar eğilimli duygular bir bir bırakıyorlar kendilerini.
Ve kayboluyorlar umutların derinliğinde.....


yine de iki soruyla bir çağrı çıkartıyorum sana...
“ Mavi kuş ne renktir vurulduğunda? “
“ Kaç damla gözyaşının tuzunu tadabilir bir kadın
yaralı dudaklarında? “

Aramadın...
Yoktun...
hiç var olmuş muydun artık onu da bilmiyorum...
ben sana yazdım; yine gizli özneli ve yüklemi yanlış seçilmiş, imlası umuttan bu metni
şimdi anlatabilirsen kendine
sen anlat...
teğet geçti tek kişilik iki dünya
ve bomboş kaldı kainat..........

gerisi.....bir hoşça kal ıssızlığıdır artık......
[b]

_________________
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Yönetim







Tarih: Prş Ara 10, 2009 15:34 pm, Sitemizi Desteklemek İçin Altaki Reklama Tıklayin. Back to top

Paylaş
URFALI_
Ideal Uye
Ideal Uye


Kayıt: Aug 15, 2007
Mesajlar: 1640
Nerden: Çıktın Sen Karşıma...
Sitede Degil

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 9:05 pm Alıntıyla Cevap Ver Back to top

ellerıne yuregıne saglık guzel olmus kusura bakma hepsını okuyamadım!!!

_________________
ÇiRkiNSéM iLgiLeNme UkâLaYsAm YaZMâ, GıcıKSaM KoNuSma BéĞéNmİYoRSaN SırNa$ma ßeNiM OLaN ßana KalıR GeRi KaLan YoL ALıR.!!:
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Mesajları göster:   

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder

Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB 2.0.21 © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri : ControL

Bize Ulasin   Siteyi Öner   Site Yardım

Copyright © 2004-2010 iDeaLAsk.Net Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz PHP-Nuke (© 2005) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke  GNU/GPL Lisansi  altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır